Farklı yerlere gittiğimiz zaman, orada yaşayan, orayı iyi bilen insanlarla tanıştığımız zaman o yer hakkında farklı şeyler öğreniriz, mekana başka bir gözle bakarız. Belki normalde yolumuzun düşmeyeceği yerler öğreniriz onların sayesinde veya normalde gözümüze çarpmayacak küçük bir kafe, bir lokanta öğrenir, orada daha keyifli zaman geçiririz.

Bugün kendi bulunduğumuz yerde değil de, başka yerlere gittiğimizde Zumbara topluluğunda neler bulabiliriz diye bir bakalım dedik. Herkes kendi şehrini gezdiriyor olsa ne güzel olur mesela. Cahit Zorlu‘nun Eskişehir için verdiği servis çok hoşumuza gitti: “Eskişehir ile ilgili birşeyler öğrenmek isteyen kişilere yardımcı olabilirim.” Adalar, köprübaşı, hamamyolu, eski otogar, yediler, valilik, reşadiye bölgeleri ile ilgili bilgiler veriyor Cahit bize. Merve Özegel de birçok şehirde aynı türden servis veriyor: Kilis, Mersin, Mardin. Yolunuz buralara düşerse Merve’den yardım istemeyi unutmayın. Şehri gezdikten sonra yöresel yemekleri güzel bir yerde mi yemek istiyorsunuz? En güzeli bulunduğunuz şehirde bir evde yemek yiyebilmektir herhalde. Adana’da Kadriye Güzel, “Güneydoğu, Akdeniz ve İç Anadolu yörelerinin lezzetli yemeklerini ve pasta & börekleri sizler için hazırlarım” diyor. İstanbul’da Melis Özürün “Mutfak Sanatları Akademisi sertifikasıyla 4 çeşit pizza yapımı, tarifleri ve püf noktaları”nı anlatıyor.

Zumbarayla her şehirde bir evimiz, her yerde öğreneceğimiz bir şeyler, tadına bakabileceğimiz yemekler, ağırlanabileceğimiz bir soframız olabilir. Ne servis alabileceğimi ya da verebileceğimi bulamıyorum diyenlere duyurulur… Arkadaşlarımız için severek yaptığımız şeyleri düşünüp, topluluğa da aynı şeyleri önerebiliriz.

Reklamlar

Uzun bir zamandır Türkiye’de yaşayan İspanyol topluluğu haftada bir gün Eski Cambaz’da İspanyolca masası düzenliyor. Her hafta Perşembe günü saat 7’den itibaren İspanyolca pratik yapmak isteyenler buraya geliyor. Tabi onlara yardımcı olmak isteyen İspanyollar da. Seviye fark etmez ama tek şart var: Nasıl olursa olsun İspanyolca konuşmak. Artık öyle güzel oturmuş ki bu uygulama, İspanyolların hiçbiri o gün gelmemiş olsa da, oradakiler aralarında İspanyolca konuşuyorlar. Geç saatlere kadar da oradalar.

İlhamımız buradan. Bir de Zumbara’da İngilizce için girilen çok fazla talep, bir o kadar da arz olmasından. O halde bugün biz de İngilizce masamız olduğunu hayal edelim. Haftada 1 gün belirli bir mekanda toplanıyoruz ve muhabbet ediyoruz. Tabi İngilizce. Şöyle bir bakışta bile bir sürü kişi görebiliyorum sistemde İngilizce öğrenmek isteyenlere yardım etmek isteyenleri: Barış Gençer Baykan, Ufuk Kırtış ve Didar Yurtseven İngilizce arzı giren isimlerden sadece bazıları…

Bizi İspanyolca masasından haberdar eden aramızdaki İspanyol Fernando Berges‘e teşekkür ediyoruz. Ne dersiniz, bir İngilizce masası kuralım mı? Haftada 1 gün bile pratikle geldiğimiz noktaya bakarsınız 1 ay sonra hepimiz şaşırız. 🙂

Bugün, Cafe Zumbara‘nın gerçek olduğunu hayal ediyoruz. Daha önce Zumbara’dan Nevra İlhan’ın sunduğu “cafe açmak isteyenlere” servisinden ilham alarak yazdığımız Zumbara günü yazısını birçok kişi gerçek sanmış. Cafe Zumbara’nın nerede olduğunu soranlar, cafeyi hayırlayanlar, tebrik gönderenler oldu. Aslında uzun zamandır böyle bir hayalimiz var: içinde büyükçe bir mutfağın, çeşitli müzik aletlerinin, bir kara tahtanın, GO oyununun, satranç tahtasının, tavlanın, film gösterimleri için bir projeksiyon makinasının, rahat koltukların, minderlerin olduğu bir zaman merkezimiz olsun istiyoruz. Burası bir paylaşım merkezi olsun, servis değişimleri burada gerçekleşsin, grup çalışmaları burada yapılsın, isteyen istediği zaman gelip zaman merkezi panosunda “şu an zaman merkezinde -mesela- origami anlatıyorum” yazabilsin. İşte böyle bir mekanımız olsa, bir günümüz nasıl olurdu, bir bakalım:

Zaman merkezimiz güne enerji dolu başlamak için Ömer Murat Ünsal‘dan yoga servisi alıyoruz. Sabah zaman merkezinde bulunanlarla hep birlikte huzur doluyoruz.

Sonra Şefik Seçkin Akşit geliyor zaman merkezine. Geçiyormuş uğramış, biraz da boş zamanı olunca zaman merkezinde değerlendirmek istemiş. Zumbara’daki birkaç arzını panoya yazıyor, hangisiyle ilgilenen olursa onu anlatacak. Modern Mimari Nedir?, Osmanlı’nın sonu ve Yitik Tarih…

Bir bakıyoruz öğlen olmuş. Yağmur Kutlar uğruyor merkeze. Zaman merkezinin mutfağında amatörce ve sevgiyle hazırladığı birbirinden güzel mezeler, çorba ve cheesecake ile ağızlarımızı tadlandırıyor.

Öğleden sonramız da pek bir keyifli geçiyor. Murat Çakal kapıyor zaman merkezindeki gitarı, bize arka fonda çok güzel müzikler yapıyor, biz de kendisine eşlik ediyoruz sesimizle. Ve akşam tam iş çıkışı saatlerinde bir grup çalışması yapıyoruz: ‘gezi günlükleri’. İki konuğumuz var bu çalışma için. Deniz Truth Vietnam, Kamboçya, Japonya ve Yunanistan’da gezi anılarını paylaşıyor. Murat Seyfi‘de İran, Suriye, Lübnan ve Afrika ülkelerinde otostopla yolda olmaktan bahsederek hepimizi rüyalara daldırıyor.

Bir bakmışız saat baya bir geç olmuş. Hep birlikte çıkıyoruz zaman merkezimizden. Yarın yeni bir gün, bakalım zaman merkezinde neler paylaşılacak, nelere vesile olunacak, kimlerin hikayelerini dinleyeceğiz…

Bayılıyorum Zumbarayla bir günümü hayal etmeye! İçeride o kadar çok şey varki yapacak. Bugün de yarını hayal etmeye karar verdim. Yarın Umut Acar bize ‘kendi web siteni kendin yap’ atölye çalışması yapacak ya, yaklaşık bir 10 kişi olacağız galiba (Bu sırada bu grup çalışmasına katılmak isterseniz hala başvurular açık!). Hayal edeyim bakalım dedim, eğer bu 10 kişi günümüzün kalanını zumbara dünyasında geçirseydik nasıl olurdu diye!

Atölyeden sonra baktık acıkmışız soluğu Emre Öğmen’de aldık. Bize ilk önce kısır sonra mozaik pasta yaptı. Doyduktan sonra biraz hareket etmemiz lazım dedik ve Mehmet Arın’la çimlik bir alanda buluşup badminton oynadık.

Sıra gece planımıza geldi. Cumartesi gecesini dans ederek bitirmek çok hoş olmaz mı? Bir baktık Zumbara bir dans kulübü gibi. Didar Yurtseven, Emre Ertegün, Biyçe Bayçara, Can Mert, Esenay Hacıosmanoğlu, Selçuk Akıncı, Ayhan Durak ve Celil Şengün’le bir yerde buluşup flamenkodan, salsa, baçata ve tangoya akıp tüm benliğimizle dans ettik 🙂

Şimdi arkadaşlarla geçen paylaşma dolu bir günün ardından tatlı bir uyku zamanı!

Zumbarayla bayram…

Ağustos 26, 2011

Bayram yaklaştıkça ‘iyilik’ duygusu da artıyor galiba. Aile ve topluluk hissi derinleşiyor. Bugün zumbara ile bir günümü hayal etme günü. Hayalime başlayınca bayram coşkusu da beni etkiledi galiba. Biliyorsunuz zumbarada kazandığınız saatleri başkalarına hediye edebiliyorsunuz. Ben de bu bayram saatlerimi aileme hediye ettiğimi hayal ettim 🙂

Önce anneme 1 saat yolladım. Annem Adana’da yaşıyor durum böyle olunca bu 1 saat ile Merve Özegel‘den Mersin ve Kilis’in tüm sırlarını öğrenerek kendisine haftasonu kaçamak rotaları planladı. Diğer bir saatim ise abim içindi. Ali Kader Erol‘un harika deneyimleri ile o da kendisine bir bisiklet rotası çizdi bu 1 saat ile. İlk kez tur bisikletçiliği yapacağı için Ali Kader Erol‘un ekipman ve doğru bisiklet deneyimleri de baya bir işine yaradı. Bir sonraki tatilini planlamaya şimdiden başladı bu bayramda yani. Son hediyem ise kuzenime (dolaylı olarak da tüm aileye!). Kuzenim de tüm gece boyunca ağlayan ve tüm aileyi uyandıran bebeği için Uyku Meleği Seride‘den 1 saatlik danışmanlık aldı. İnanmazsınız ama artık bebiş 11 saat boyunca uyuyor 🙂

Zumbara ile bir bayram hayalim dayanışma ve armağan kültürüne destek oldu ve böyle mutlu mesut sona erdi…

Siz bayramda neler yapıyorsunuz? Ya da neler hayal ediyorsunuz?

Zumbarayla bir günüm…

Ağustos 19, 2011

Bugün Kuzguncuk’ta Refika’nın Mutfağının bulunduğu Simotas binasından çalışıyoruz. Mekanın güzelliği insanın hayal gücüne nasıl da dokunuyor…

Bugün öğleden sonra da sokaklarda insanlara soruyoruz: tüm hayalgücünüzü kullanın, ne yapabilmeyi isterdiniz? Bu cevapların olduğu bir video çekmek ve bu videoyu paylaşmak planımız!

Hazır hayalgücünü kullanıyorken ben de bugünümü hayal ettim. Ve hayal etmenin en zevkli yöntemini Zumbarayı kullandım:)

Günüme başlamanın en güzel yolu ne acaba diye düşündüm ve Hatice Kapudere‘den bir yoga ve meditasyon seansı alma fikrinin şahaneliğine kapıldım. Ve işte yoga ve meditasyon sonrası enerji doluyum ama zihnim de yerli yerinde! Bayılıyorum bu ruh haline.

Hayal bu ya, günümü devam ettirmek için Efsun Tekneci ile birlikte Yedikule Hayvan Barınağında keyifli bir gün geçirmek nasıl olur acaba diye soruyorum kendime. Kendimden, ‘süper olur’ cevabını alıp yollara düşüyoruz Efsun ile. Hayvanlar aleminin keyfi yetmiyor ve 1 saatlik etkinliğimiz 3 saati buluyor. Barınakta harika bir fikir geliyor aklıma. Burcu Çömlek‘i arıyorum ve şöyle diyorum ona: ‘Burcu, çok yakında bir yeğenim olacak. Ona hayvanlar aleminin ilhamı ile bir hediye hazırlamak istiyorum. Origami ile bunu yapmama yardım eder misin?’ Günün sonunda elimde rengarenk hayvanlarım, bir kaç aya doğacak yeğenimi beklemeye hazırım 🙂

Farklı mı farklı, zevkli mi zevkli bir gün geçirmemi sağladılar Zumbaralılar sağolsunlar. Ama hayal olmasına gerek yok, hali hazırda bu kişiler bu servisleri Zumbara Dünyasında sunuyorlar. Haberiniz olsun!!!!

Zumbarada her birimiz bir bütünün parçasıyız. Bu topluluk farklı zenginliklerle büyümeye başladıkça birbirimize yetebileceğimizi görerek bu bütünün daha çok farkına varıyoruz. Bu gerçekten heyecan verici! Bu heyecanı sizlerle paylaşmanın en kolay yolu ise hali hazırda Zumbarada bulunan servisleri alıp verdiğimizi hayal etmek. Nasıl mı?

Mesela hayalimiz şöyle başlasın! ‘Etrafınıza şöyle bir bakın, cafe açmak istemeyen hemen hemen yok gibidir’. İşte biz de Zumbara cafesi açmak istiyoruz bugün.

Bunun için ilk önce Nevra İlhan’dan ‘cafe açmak isteyenlere’ adlı servisini alarak daha önce cafe açmış birinin deneyimlerinden yararlandık (1 saat). Bu iş için kolları sıvamadan önce batar mıyız çıkar mıyız bir bakmak istedik ve Ozan Sönmez‘den iş planı hazırlama programı aldık (1 saat). Bu iş kafamıza yattı ve biz de işin en zevkli kısmından başladık, Enes Külcü ile ekolojik, organik ve güvenli gıda içeren menümüzü tasarladık (2 saat). Hatta Umut Acar sağolsun, web sitemiz bile var (2 saat).

Sıra geldi kapıları açmaya. Açılış partimizi Gökçe Aykaç organize etti (1 saat). Elif Nayman partide bize küçük bir keman konseri verdi (1 saat). Açılış partisi acayip zevkliydi. Tadı damağımızda kaldı. Biz de kafenin kapılarını kilitleyip topluca bir şeyler yapalım dedik…

Ne yapalım sizce? Zumbarada hali hazırda girilmiş arz ve talepler size yol göstersin ki bize fikir verin. Bakarsınız hayalimiz bir gün gerçek olur 🙂