Dün ilk bölümünü yayınladığımızYes! Magazine’de İngilizce olarak yayınlanan, Amerika Zaman Bankalarının kurucusu, Columbia Hukuk Fakültesi Profesorü Edgar Cahn’ın yazısının devamı aşağıda. Bu yazı  Elif Ergin tarafından Zumbara‘da saat karşılığında çevrilmiştir.

Zaman Bankası girişimlerinin büyüklüğünü ve etkilerini dört örnekte açıklayabiliriz:

1. Chicago’nun en düşük performans gösteren 27 okulunda; 5. ve 6. sınıf öğrencileri bir okul sonrası programıyla 3. ve 4. sınıf öğrencilerine özel ders ve danışmanlık hizmeti verdi. Bu program sonucunda öğrencilerin okula katılımları arttı, notları yükseldi ve okulda daha az kavga ve kaba kuvvet olayına rastlandı. Araştırma öğrencilerin kendilerinden bir kaç yaş küçük öğrencilere özel ders vermesinin olumlu kazanımlar sağladığını belirlemiştir. Zaman bankasını kullanımını sürekli hale getirmek ve aileleri de bu oluşumla bütünleştirmek, bu programın kazandırdıklarını kanıtlamak için gereken bilgileri verir.

2. Son on yıldır Washington D.C’de gençler, şiddet içermeyen suçlardan yargılan yaşıtlarının yargılandığı, Zaman Doları Gençlik Mahkemesinde jürilik yapıp, karşılığında hizmet saati kazanıyorlar. Suçlular; toplum hizmeti, yaşam becerileri dersleri, özür mektubu yazma, bir makale yazma veye jüri görevi cezalarına çarptırılabilir. Suçların tekrarlanma oranı %10’dan azdır, Şehir Enstitüsü; geleneksel sistemle işleyen mahkemeler yerine Gençlik Mahkemesine gelen her bir suçlu sayesinde Bölge’nin 9.000 dolar tasarruf ettiğini tahmin ediyor.

3. Ulusal Topluma Dönüş Akademisi; hapishaneden çıktığında kişisel gelişim, eğitim veya hizmetle ilgilenen kişilerden oluşur. Toplum hizmetine örnek olarak; çocukları çetelerden koruyarak güvenli bir şekilde okula gidip gelmelerini sağlamak veya yaşadıkları müşterek mülkiyette gençlerin şiddetin azalmasına yardımcı olmaları verilebilir. Ulusal verilere göre, bir suçlunun hapisten çıkıp 3 yıl içinde yeniden suç işleme eğilimi %60 ile %70 arasında değişmektedir. Ulusal Topluma Dönüş Akademisi’nde bu oran 1.5 yıldır 0.

4. Montpelier,Vermont’ta; Olgunlaşma İdaresi bir çeşit zaman bankası olan ‘bakım bankasına’ yatırım yaptı. Yaşlı vatandaşlar kendileri veya aileleri “primleri” düzenli şekilde ödediğinde bakım ve destek alacaklarına dair güvenceye sahipler. Primler topluluktan veya diğer yaşlıların bakımlarından kazanılan zaman doları ile ödeniyor. Aslına bakılırsa, zaman bankalarını kullanan bu program sayesinde bir çeşit geniş aile meydane geliyor. Bu program sayesinde ne kadar tasarruf edildiğini belirlemek için henüz çok erken. Fakat yapılan son araştırmalar gösteriyor ki, evde bakım süreci hükümet tarafından kesintiye uğratılırsa, hastalar hastalığı önleyici bakım almayı geciktirmiş olacaklarından ya da geçiş dönemi bakımını almamış olduklarında tekrar hastaneye yatmaları gerekeceğinden hastane ücretleri artış gösterebilir.

Ayrıca zaman bankaları sistem günlüğünü tutmanın, takipte bulunmanın ve saat paylaşmanın daha kolay olacağı yeni bir yazılımla da destekleniyor. Açık-kaynak kodu ile yazılan site, kolayca kendilerine özel web sitesi açabilisinler diye zaman bankalarının hizmetinde. Bu açık kaynak versiyonu şu an biribirinden ayrı 200’ün üstünde zaman bankası tarafından kullanılmakta. Ve gelecek yıla kadar bu oluşum, akıllı telefonlarda ve tabletlerdeki yerini alarak bir zaman bankası ailene erişimi radikal bir şekilde geliştirecek.

Geliştiren Bir Araç

Yıllar içinde, zaman bankasının geçtiği aşamalara tanıklık ettim. Hangi aşama olursa olsun zaman bankası hep kişinin kendi  kendini güçlü hissedebilmesi ile ilgili oldu.

İlk aşama, komuşudan komşuya beceri paylaşımı ile ilgili. Genellikle birbirimize çok yakın ama bir o kadarda uzak yaşarız. Komşularımızın neler yapabildiğini, kime güvenebileceğimizi bilmeyiz. Zaman bankacılığı bize çevremizdeki bu geniş çaplı kapasiteyi keşfetmemizi sağlayan araçları sunar ve yapılanların tutulduğu ve diğerlerine aktarıldığı kayıt sistemi ile karşılıklı güvenmeyi mümkün kılar.

Zaman Bankası daha sonra ortak üretimi daha da hızlandıran bir aşamaya geldi. Bu aşamada sivil toplum örgütleri ve hizmet sektöründeki profesyoneller, hizmet ettikleri toplumun ve müşterilerinin, istenen sonuçları ortaya çıkarmada (zaman bankaları sayesinde) “ortak üretici” olabildiklerini gördüler. Bu; bir çok alanda çok büyük kurumsal değişime yol açabilir: çocuk gelişimi, ilk ve orta okul eğitimi, aile desteği, profesyonel çalışma, çocuk adaleti, yaşlı bakımı, şiddeti önleme, gazilerin tekrar kazanımı, hapishaneye tekrar girmeme. Bu değişim her gün başka bir alanda etkisini gösteriyor; sıradan paranın ötesinde ne gibi imkanların yattığını anladığımızda bir virüs gibi yayılabilir.

Şu anda üçüncü aşamaya tanıklık ediyoruz: Süreli bakım, ulaşım, ev tadilatı gibi hizmetler sunan küçük işletmeler oluşmakta. Bu işletmeler para ekonomisi ve toplum ekonomisi arasında bir köprü oluşturuyor.

Sonuç olarak, zaman bankaları umut ve imkan demektir. Ne piyasa değerinin, bizim değer kavramlarımızı tekeli altına almasına izin verilmeli, ne paranın varlığının, hayatımızda yapabileceklerimizi belirlemesine göz yumulmalıdır.

Yes! Magazine’de İngilizce olarak yayınlanan, Amerika Zaman Bankalarının kurucusu, Columbia Hukuk Fakültesi Profesorü Edgar Cahn’ın bu yazısı,  Elif Ergin tarafından Zumbara‘da saat karşılığında çevrilmiştir.

“Paraya erişim neden hayatımızda neler yapabileceğimizi belirliyor olsun ki? Zaman bankaları çoktan yola çıktı, hem de hiç tahmin edemeyeceğiniz şekillerde.”

Bundan 10 yıl önce Robert Wood Vakfı , zaman bankasının (insanların para yerine zaman ve yeteneklerini değiş tokuş ettiği bir sistem) uygulama zamanı gelmiş yayılması gereken bir fikir mi yoksa uygulama alanı kısıtlı ütopik bir kavram mı olduğunu tespit etmesi için NPR’dan Susan Dentzler’ı görevlendirdi. Dentzler’in yanıtı:

‘Zaman doları uzun vadede, rüzgar gülleri ve güneş panellerinin ülke enerjisine sağladığı katkı gibi bir katkı sağlar: basit,alışılmadık; kitlelerin ihtiyaçlarına cevap vermesi beklenemez fakat belli bir kesimin ihtiyaçlarına cevap vermek için oldukça asil bir yol. ’

10 yıl sonra, güneş panelleri ve rüzgar gülleri girişim alanından oldukça uzaklaşmış olsa da, zaman bankası nispeten küçük ölçekli bir çaba olarak varlığını sürdürüyor. Ancak bir çok sebepten ötürü, zaman bankası fikri çok daha benimsenebilir bir hale getirilebilir.

Neden Zaman Bankası?

İlk denemelerimizi bundan 25 yıl önce halkın kullanılmamış kapasitesini ve  karşılanmamış ihtiyaçlarını bir araya getirmemizi sağlayacak yeni bir para çeşidiyle gerçekleştirdik. Piyasa; sağlıklı nesiller yetiştirmek, güçlü aileler kurmak, komşuluk kavramını yaşatmak, çevreyi korumak, sosyal adaleti ve demokrasiyi geliştirmek gibi bir çok önemli çalışmayı değerlendirme veya ödüllendirmede başarısız olduğundan, insanların zamanına değer biçerken piyasa fiyatlandırmasından başka yollar kullanma ihtiyacını hissettik. Bu gibi çalışmaları şereflendirmenin, tescil etmenin ve ödüllendirmenin bir yolu mutlaka olmalı.

Wall Street’i İşgal Et hareketi ortaya çıkmadan uzun süre önce, Zaman Bankası hareketi daha adil ve daha kapsamlı bir ekonomik düzen adına kararlı bir tavır sergiledi. Biz doların yanı sıra, bir takım farklı değiş tokuş işlemleri oluşturabilen farklı bir para türünün var olabileceğini kanıtlamak istedik. İnandığımız şey bu farklı türdeki paranın, amansız çıkar arayışının  sebep olduğu negatif dışsallıkları önleyecek veya bunlara bir çare bulacak girişimlerde bulunarak pozitif bir toplum yaratacağıydı.

Zaman Bankacılığı parayı tekelleştirmeyi ve dolayısıyla değerini arttırmayı reddetmiş, bunun yerine başlangıçta ‘hizmet değişimi’ olarak adlandırılan yeni bir tür para yaratmıştır. Zaman Dolar’ı olarak bilinen bu oluşum daha sonra Birleşik Devletler’de yayılan şekli ile Zaman Bankası ismini almıştır. İçeriği basit: başka bir üyeye yapılan 1 saatlik yardımın karşılığında 1 saat kredi kazanılır, bu kredi başka bir 1 saatlik hizmetle takas edilebilir. 1,1’e eşittir. Matematik böyle. IRS (Amerikan Milli Gelirler İdaresi) sürekli olarak zaman bankalarının ticari takas kuruluşları olmadığını, bu yüzdende zaman değişiminin vergiye tabi gelir gibi algılanmaması gerektiğini ifade etmiştir.

25 yıllık deneme, öğrenme ve büyüme sürücenin adından, Birleşik Devletler’de hali hazırda 300 adet zaman bankası var. Bunların en küçüğü 15, en büyüğü 3.000 üyeye sahip. Günümüzde Amerika Birleşik Devletler’inde 30.000, Birleşik Krallıkta 30.000 ve bunlara ek olarak dünya gelelinde 34 ülkeye dağılmış 100.000 kişi zaman bankası bünyesindedir.

Neden Şimdi?

İşsizliğin sürekli olarak yüksek oranlarda seyretmesiyle, bir çok insan kabul görmüş işlere ve ödeneklere (maddi) artık erişemez durumda -ancak bu, o insanların yeteneklerinin boşa gidiceği anlamına gelmez. Halkın, özellikle de halkın düşük gelirli kesiminin ihtiyaçlarına yönelik şekillendirilen programlarda, bugüne dek insanların hiç kullanmadıkları kapasitelerinden artık fayda sağlayabilecekleri bir çok yol mevcut. Paranın zor bulunduğu şu günlerde, zaman bankası gibi yeni bir para biriminin ya da takas sisteminin gelmesi tam da ihtiyacımız olan şey olabilir.

Ekonominin mevcut durumu göze alındığında, zaman bankaları ilgili herkesin aklına gelen soru şu: Zaman Bankaları ekonomik durgunluğu atlatmamıza nasıl yardımcı olabilir?  Düşündüğünüzden çok daha fazla şekilde. Cevaplar farklı kategorilerde incelenebilir:

Bunların ilki, bütçeye doğrudan sağladığı rahatlama: İnsanlar ev tadilatı, bahçe işi, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, saç kesimi, ulaşım veya taşıma olanaklarını paylaşma gibi ihtiyaçlarını paranın adı bile geçmeden, yaşadıkları toplumun diğer bireyleri tarafından karşılayabilirler. Zaman bankaları paramız azalmaya başladığında ilk olarak kıstığımız sanat, dans dersi ve dil kursu gibi bir çok aktiviteye kesintisiz erişim sağlar.

Zaman bankasının ekonomiye bir diğer katkısı ise insanlar ve para ekonomisi arasında bir köprü görevi görmesidir. İnsanlar iş arayışında öz geçmişlerini hazırlarken, mülakat becerileri üzerine çalışırken, bilgisayar becerisi kazanırken ya da ulaşım ve çocuk bakımı gibi konularda yardım alırken zaman dolarını kullanırlar. Zaman doları ayrıca daha az sermayeye, daha çok emeğe dayanan küçük işletmeler ortaya çıkarır…

(Uzun olması sebebiyle yazıyı 2 bölüm halinde yayınlayacağız, devamını yarın buradan okuyabilirsiniz.)

Hepimizin farkında olduğu ancak tam olarak tanımlayamadığımız, yolunda gitmeyen bir şeyler var. Bir koşturma hali, stres, tatminsizlik…Pazar ekonomisinin ödüllendirdiği rekabet, saldırı, elde etme durumları bizi yormuş gibi gözüküyor. Oysa ortak üretim modelinde bulunan ılımlılık, nezaket ve şefkat ile yine yeniden dengeye ihtiyacımız var.

Evet bir ütopya değil bu. Ilımlılık, nezaket, empati, anlayış vs. insanda esas olan değerler. Ancak bu değerlerin kullanılmaması uzun vadede tahmin ettiğimizden büyük sorunlar doğuracaktır. Bu sorunları günümüzde yaşamaya başladık bile.

Söylemek istediğim şu: Doğal kaynakları düşünün. Ne yaparsak yapalım hiç bitmez sanmıştık, bu ihtimal aklımızın ucundan geçmemişti bile. Aynı bu örnekte olduğu gibi ya insan kaynakları (insani değerler) de bir gün kaybolmaya başlarsa? Belki başlamış olabilir bile…

İnsani değerler ile hayatımızı dengelemek ve ortak üretim modelini hayata geçirebilmek adına, insanların bir birleri için bir şeyler yapmalarını sağlamaya yönelik yeni veya eski yöntemler bulmalıyız. Yaratıcılık ve marifet gerekiyor. Ama gerçekten istersek bunu başarabiliriz. Kendimize şu soruları tekrar sormalıyız ve cevaplarken gerçekçi olmalı:

  • İnsanlar ne yapabilir?
  • İnsanlar ne yapmak istiyor?
  • Kime güveniyorsun?
  • Seni ne motive ediyor?
  • İnsan doğası nedir?
  • Başarabileceklerimiz?
  • Gerçekten sahip olduğumuz şeyler neler?

Belki ihtiyacımız olana zaten sahibiz. En azından başlamak için “zaman” ve “kapasitelerimiz” var.

Hiç fena değil, ne dersiniz!

Kaynak: No More Throw Away People, Edgar Cahn

Zumbara NTVMSNBC’de

Temmuz 8, 2010

Bir banka düşünün… Paranın gerekmediği, becerilerin ve farklılıkların başkalarının hayatını zenginleştirmekte kullanıldığı, böylece sizin de zenginleştiğiniz verdikçe kazandığınız bir banka.

Herkesin katkıda bulunabileceği birşeyler olduğuna inanan, yeteneklerimiz olduğunu keşfettiren, yeni şeyler öğrenip denediğimiz, yeni insanlarla tanıştığımız, birbirimize ihtiyacımız olduğunu yakından deneyimlediğimiz ve doğanın tamamlayıcı felsefesini bize yaşatan, hayatta paradan daha önemli şeyler olduğunu hatırlatan bir banka olsun.

Dünyanın belki de en adaletli dağılımı olan zaman olsun birimi, herkesin zamanı birbirine eşit olsun, paylaşıldıkça zamanlar ve insanlar değerlensin…

Ütopya gibi mi geldi? Öyleyse müjde. Böyle bir banka var, hem de dünyada 26 ülkede uygulanıyor ve şimdi Türkiye’de: Zumbara, paranın yerine zamanın kullanıldığı yenilikçi paylaşım platformu…

Yazının devamını NTVMSNBC sayfasından okuyabilirsiniz.

Ekonomiyi pazar ve pazar dışı ekonomileri olarak ikiye ayırmak mümkün. Pazar ekonomisi çok basit olarak paranın kullanıldığı, pazar dışı ekonomisi ise paranın kullanılmadığı ekonomi olarak şekillenebilir kafamızda. Ekonomik aktivitenin %40’ının döndüğü pazar dışı ekonomisi annenin çocuğa bakımını, ailenin yetişkine bakımını, mahalleleri güvenilir ve canlı yapmayı, adaletsizliği düzeltmeyi, demokrasinin işlemesi vb. çok önemli ve özel alanları kapsamakta.

Ekonomideki değer kavramına bakacak olursak, değer kavramı insanın ihtiyacı olan ile ilgilidir dediğimizde kimsenin karşı çıkmayacağına eminim. Günümüzde ise değer kavramı direk olarak pazar ekonomisi ile yani para ile ilişkilendirilmiş durumda. Mesela Gayri Safi Milli Hasıla veya verimlilik hesaplarında pazar dışı ekonomi hesaba alınmadığından dolayı bu veriler toplumun durumunu tam olarak yansıtamamakta.

Yanlış anlaşılmasın burada para kötüdür demiyoruz. Sadece dengelerin kaybolduğundan, paranın tamamen değer kavramını sahiplendiği günümüzde sosyal ve kamusal iyinin bedava ve bedava olanın değerini yitirdiğinden bahsediyoruz. İşte değişen bu değer kavramı ve toplum koşullarından dolayı, pazar ekonomisinin getirdiği bu zorunluluklar bizi daha fazla sorunumuzu profesyonel olarak çözmeye zorluyor. Sorunun başlangıç noktalarından biri de burası. Aileleri ve mahalleleri sadece profesyonel metodlar ile düzeltemeyiz. Veren-Alan değil katılımcı olmalıyız sorunların çözümünde. Yardım ettiğimiz insanların katılımı olmazsa, sorunun çözümünü başaramayız.

İşte tüm bu sebeplerden dolayı bu iki ekonomiyi birleştiren bir model gerekmekte. Bu modellerden biri de “ortak üretim (co-production)” modeli. Bu model, tüketiciler; sağlık, eğitim, güvenlik ve sivil topluluğun ortak üreticisidir ilkesi ile ilerler.

Değer katan, bedava olmayacak ve katılımcı olmayı arttıran araçlar ve çözümler ihtiyacımız olan. İşte Zaman Bankası ortak üretim modelini hayata geçirebilecek böyle bir yöntem. Bu bir hayırseverlilik, gönüllülük değil, yabancı kalmaya devam etme durumuna sebep olan kişiler arasında gerçekleşen özel bir servis değişimi de değil. Bu insanların sosyal bir ağa, bir topluluğa bağlanmasını sağlayan, güven etkisinin yavaşça büyüyen bu toplulukta artmasını sağlayan bir yöntem. Bu dengelenmeye ihtiyacımız olan hayatlarımız ve toplumumuz için bir dengeleyici.

Kaynak: No More Throw Away People, Edgar Cahn

Zaman bankasının uzun vadede işe yarayacağını kanıtlayan 5 ana değeri var:

1. Herkes yaratıcı ve katılımcı olabilir. Sevme , iletişim kurma ve ilgi gösterme hepimizde var.

2. İş tanımı değişmeli. İş tanımın dışında kalan bir çok şey eklenmeli.
  • sağlıklı çocuk yetiştirmek için gereken her şey
  • aileleri koruma
  • mahalleleri güvenilir ve canlı/heyecanlı yapma
  • zayıf ve savunmasıza ilgi
  • adaletsizliği düzeltme
  • demokrasinin işlemesi
3. Geri verme dürtüsü evrensel: Karşılıklılık. Ben sana ihtiyaç duyuyorum yerine, birbirimize ihtiyaç duyuyoruz.

4. Yol, köprü, su, elektirk vs.ye ihtiyaç duyduğumuz kadar ve hatta daha da çok, sosyal bağlara ihtiyaç duyuyoruz. Bu sosyal bağlar ancak gelecek ve uzun solukluluk ortamında güven, karşılıklılık ve yurttaş katılımı sonucu oluşabilir. Bu değerler sosyal sermayenin ana taşlarıdır.
5. Saygı: Saygı; söz söyleme, inanma ve değer verdiğimiz her şeye karşı özgürlüğü beraberinde getirir. Saygı demokrasinin ruhudur.

Zaman bankası özünde “hepimiz işe yarar hissetmek isteriz” gerçeğine bir cevap olarak ortaya çıkıyor. Değerli hissetmek insanın en temel ihtiyacı. İşte bu yüzden Zaman Lirası kazanmanın değeri, Zaman Lirası kazanmanın maliyetinden yüksektir. Çünkü psikolojik bir artı değeri vardır; kişisel tatmin ve kendine güven doğurur.

Ve evet kullanmadığımız bir dolu kapasitemiz var. Değersizleştirilmiş ancak çok değerli olan. Katkı yapabileceğin şeyle ihtiyacın olanı öde diyen Zaman Bankası sistemi farklı işliyor. Ne yapabileceklerimize bakıyoruz, ne yapamayacağımıza bakmaktansa. Bardağın boş yanı değil, dolu yanı bizi ilgilendiren. Bu anlamda Zaman Bankası kullanılmayan insan kaynaklarını da listelemekte önemli bir araç.

Thomas Edison’ın söylediği gibi “Eğer yapabileceğimiz her şeyi yapsaydık, kelimenin tam anlamı ile kendimize hayran kalırdık.” Evet şimdi zaman, kendimize hayran kalma zamanı 🙂