1, 1’e eşittir.

Aralık 7, 2011

zumbaraya hoşgeldim

     Merhaba ben Gülden. Zumbara sosyal medya ekibinin yeni üyelerinden biriyim.  Ara ara yazılarımla zumbaranın günlüğünde karşınıza çıkacağım. Kendimi tanıtmayı pek beceremem aslında o yüzden size zumbara serüvenimi anlatarak başlamak istiyorum. Sonraki yazılarımda kendimi de tanıtmaya devam edebilirim sanırım.

    Hayatım boyunca hep yeni bir uğraş aradım kendime. Tiyatro çalışmalarına gittim, koroda şarkı söyledim, badminton oynadım, gitar çalmaya çalıştım, drama gruplarına katıldım, dans ettim kestim, biçtim, boyadım bu da yetmedi dikmeye başladım, fotoğraf çektim, güldüm, eğlendim, yeni insanlar tanıdım… Şu an’dan bakınca uğraş bulmakta hiç sıkıntı çekmedim. Belki çoğu yarım kaldı, belki yarısı sadece hevesti ama yeni bir şeyler öğrenmeyi denedim hep. Eskiden daha kolaydı bunları yapmak. İstanbul da değil küçük bir şehirdeydim. Masraflarım da küçüktü. Sonra her şey değişti. Büyük şehrin koşuşturması girdi hayatıma, trafik girdi, sesler gürültüler girdi. Kirliydi her şey, yorucuydu, insanlar donuk bakıyordu yüzüme. Öğrenmekten vazgeçtim mi bu yüzden? Hayır! Ama zordu işte hayat. Çoğu zaman da evdeki hesap çarşıya hiç uymuyordu. Hesap uysa nereden başlayacağımı bilmiyordum. Ulaşılabilir insanları bulmak zorlaşmıştı. Sana severek vakit ayıracak, sana öğretmekten keyif alacak yeri geldiğinde de senden öğrenecek insanlar bulmak ise imkansıza yakındı artık. Kendi bildiklerimi sürdürmeye devam ettim. Öğrenmek isteyenlere olabildiğince yardım ettim ama eksik kalıyordu işte.

Buraya kadar yazdıklarım tanıdık gelebilir size. Belki tesadüfen buldunuz bu blogu, belki daha zumbara.com’ a üye olmadınız belki de üye oldunuz ama henüz servis değişimini denemediniz. İşte bu küçük yazı sizler için yazılıyor şu anda. Benim zumbarayla tanışmamın üstünden çok zaman geçmedi daha. Taze taze sizlere nasıl bir süreç olduğunu anlatmak istedim bu yüzden:)

Siteye üye olduktan sonra size ait bir profil sayfası çıkıyor önünüze burada arzlarınızı ve taleplerinizi yazıp beklemeye başlıyorsunuz. Talepler öğrenmek istedikleriniz, arzlar ise kendi yeteneklerinize göre paylaşmak istediğiniz bilgilerinizden oluşuyor. Sonra heyecanlı bir bekleyiş başlıyor(bana göre çok heyecanlı:)). Mesela şu anda Ayşegül’ün girişimcilik serüveni grup çalışmasını bekliyorum heyecanla, bir de Pelin Özay ile yapacağımız poi çalışmasını:)

Eğer siteye hala göz atmadıysanız bu talep ve arzların karşılığını merak ettiğinizi tahmin edebiliyorum. Aslında cevap 1=1 denklemiyle çok net anlatılabilir. Bu bilgileri ve yetenekleri öğrenmekte ve geliştirmekte zaman harcayan insanlara karşılık olarak en güzel ve en çok eksikliğini duyduğumuz şeyi zaman’ı veriyorsunuz. Bu insanlar ise kazandıkları zamanlarla yeni şeyler öğreniyor. Çok güzel bir denklem değil mi?

Sanırım benim aradığım çözüm oldu zumbara. Bu yüzden elimden geldiğince bu süreci paylaşmak istiyorum sizle de. Siz de ilk izlenimlerinizi, deneyimlerinizi ve düşüncelerinizi yazarsanız pek güzel olur:) Paylaşmaya buradan da devam etmiş oluruz böylece.
Dediğim gibi; ertelediğiniz, kendi kendinize deneyip de yeterince öğrenemediğiniz ya da isteksiz insanlardan öğrenmeyi reddetiğiniz her şey için(hatta aklınıza bile gelmeyen yeni bilgiler için) zumbara’ya uğramanızı tavsiye ediyorum. Hatta tavsiye etmekle kalmayıp sizi yüreklendiriyorum:)

Sevgiler

Dileyin ne dilerseniz !

Nisan 8, 2011

Zumbara’nın içindeki arz talep dengesine baktığımızda yaklaşık % 80 kişinin sürekli arz girdiğini gördük, yani bir anlamda daha çok kendi yapabildiklerimizi sunuyoruz ilk olarak. Başkalarının sunduklarına talep gönderemeyebiliyoruz kolayca. Aslında bu bizi şaşırtmadı çünkü tüm dünyada yaşanan bir durum bizde de yaşanmış oldu. Yardım isteyemiyoruz.

Belki de bizim suçumuz yok, her anlamıyla mükemmel olmamız gerektiğini söyleyen bir zamanda yetiştiğimizden kaynaklanıyordur bu. Her şeyi kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Kendimizi gerçek anlamda pek düşünmüyoruz. “Kendime yeterim, tek başıma kendime yetmeliyim” diye düşünüyoruz.

Öte yandan baktığımızda da hepimiz farklıyız ve nihai olarak birbirimizi tamamlıyoruz. Doğaya bir bakın. Bindir çeşit çiçek, böcek, bitki var ve hepsinin ayrı bir rolü var doğal sistemin içinde.

Düşünün, gerçekten bir saatiniz olsa ne yapmak isterdiniz?