Sosyal teknolojilerin sosyal değişime olumlu etkisine inanıyor musun? Tüm dünyada paylaşım kültürünü yaymayı hayal eden bir ekibin parçası olmaya var mısın? Hali hazırda Türkiye’de başlayan alternatif ekonomi deneyine katılmak ister misin? Aşağıdaki 3 rolden biri seni heyecanlandırıyorsa ve yapabileceğine inanıyorsan bir an önce info@zumbara.com’dan bizimle iletişime geç!

Platform Yöneticisi:

  • Zumbara vizyonunu teknik ve fonksiyonel ihtiyaçlara dönüştürmek,
  • Zumbara platformu ve araçları için uzun soluklu ürün stratejisi ve yol haritası geliştirmek. Spesifikasyonları yazmak, özellikleri önceliklendirmek, kullanıcı testlerini planlamak ve programlama ekibi ile koordinasyonu sağlamak,
  • Teknoloji planlarını ve gelişimleri Zumbara ekibi ve topluluğuna iletmek,
  • Güçlü iletişim yeteneğine sahip olmak. Teknik ekip ve Zumbara ekibi arasındaki ana iletişim noktası olmak,
  • PHP ve web programlaması alanında tecrübeye sahip olmak,
  • Ürün vizyonu ve teknik yetiler sayesinde, belirlenmiş fonksiyonel özellikleri daha önceden hayata geçirdiğin tecrübeye sahip olmak.


Backend Developer:

  • Symfony, Symfony 2, CodeIgniter veya CakePHP’den en az birinde proje geliştirmiş olmak,
  • MySQL’e hakim,
  • Ajax, XML, jQuery, (X)HTML ve CSS konularında bilgili,
  • API – Sosyal Medya entegrasyonları konusunda bilgili,
  • Büyük çaplı ve sürekli yük altındaki veritabanları ile çalışabilecek
  • Server teknolojileri hakkında bilgi sahibi olmak (EC2, S3, RDS terimlerini duyduğunda şaşırmayacak),
  • Yeni teknolojileri takip etmek ve hızlı şekilde uygulayabilmek.


Frontend Developer:

  • Web standartlarına (W3C) uygun arayüz kodlaması yapabilmek (XHTML, CSS, JS),
  • PHP, Ajax, XML, jQuery, (X)HTML ve CSS konularında bilgili olmak,
  • Yeni teknolojileri takip etmek ve hızlı şekilde uygulayabilmek.
Reklamlar

Middle East Jam Fest adlı bir organizasyondaydım Ürdün’de. Zumbara sayesinde Orta Doğu’nun her bir yanından gelmiş, sosyal değişim yaratmaya çabalayan 26 inanılmaz kişi ile unutulmayacak bir tecrübe yaşadım.

Döneli 1 hafta oldu, ben de anca gerçekliğe dönebiliyorum zaten. Nasıldı sorusunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum diye cevapladım bu 1 hafta boyunca. Gerçekten bilemediğimdendi. Ama deneyeceğim…

Öncelikle bulunduğumuz mekandan başlayayım. Wadi Rum çölü. Elektriğin, cep telefonunun, internetin, bilgisayarın, hiç bir şeyin olmadığı, zaman kavramının farklı anlam kazandığı inanılmaz Wadi Rum çölü. Korkunç güzellikteki dağlar arasında, kırmızı topraklar üzerinde yapılan buluşmalar, sihirli gök kubbe altında güne veda etme ve yeni bir güne merhaba deme, 1 hafta boyunca yalın ayak dolaşma özgürlüğü ve kum tanelerinin kirliliğimizi temizlemesine izin verme. Yani demem o ki doğayla tekrar, baştan bir bağlantı. Her an doğayı hissetme ve doğaya şükran duyma tecrübesi.

2. adım birbirimize bağlanma. Bu organizasyon bir konferans veya bir atölye çalışması değildi. Kısaca jam demişler adına, belki de en iyi açıklama yolu bu olsa gerek. Tek tek herkes kendini, tamamen kendini, iyisi, kötüsü, güzeli, çirkini, mutluluğu, mutsuzluğu… ile, her şeyi ile kendini getirmişti bu haftaya. Herkes, her an, tüm benliği ile tamamen orada, o an’da idi bu 1 hafta boyunca. Maskelerin yavaş yavaş çıkartıldığı, kişisel, derinlerde kalmış hikayelerin paylaşıldığı bu 1 haftada bir topluluk nasıl kurulur, bu topluluk üyeleri paylaştıkça birbirlerine nasıl bağlanır, her birimizde olan sevgi ve ilgi gösterme yeteneği nasıl ortaya çıkmaya başlar onu tecrübeledim. Günler geçtikçe şaşkınlığım daha da arttı. Orada, o zamanda bulunmam bir tesadüf değildi bence. Zumbara ile ilgili okuduğum, kafa yorduğum, tartıştığım, paylaştığım her ortamda sadece düşünce, söz ve yazı olarak ortaya çıkan ifadelerin çok kısa bir zaman içinde gerçekleşiyor olduğunu görmek, bana bir yerlerden yollanmış bir hediye idi bence:)

3. olarak ise kendime bağlanma aşaması vardı. Zaten Middle East Jam Fest’in kısaltması ME Fest idi. Tabii ben bunu sonradan anladım…Tamamen an’da bulunup, önyargılardan arınarak, hep içime odaklanabilme, niye sorusunun içsel araştırmasının tadına varma, ve bunu etrafımda bulunan herkesin de saflık ve dürüstlükle yapmaya çabaladığını bilip, diğerlerinin tecrübelerinden de öğrenme.

Ne kadar açıklayabildim bilemiyorum ama 1 hafta gibi kısacık bir zamanda kendime, önceden tamamen yabancı olan diğerlerine ve doğaya tüm içtenliğimle bağlandım. Mayasında sevgi olan bir topluluğun parçası oldum. 26 kişi “öbürü” olmaktan gerçek anlamda “arkadaş”a dönüştüler benim için. Son gün düşündüm de o 26 kişinin hiç bir detayını değiştirmezdim. Onları ve topluluğu oldukları gibi kabullenip, oldukları gibi sevdim.

Yani uzun lafın kısası, gelecek sene yapılacak Middle East Jam Fest başvurularını sakın kaçırmayın. Benden demesi!