‘Kelebek Etkisi’ macerasına başladı ama devam ettiremedi diye düşünen varsa aranızda durum böyle değil. Günlük hayatımda küçük oyunlar ile devam ettirdiğim bu serüvenin formatına kafa yormaktaydım. Eeee malum blogdan yayınladığımız günlük, 2 günlük veya haftalık kelebek etkisi rolleri blog yazılarımızı e-mail yolu ile alan bir çok kişiyi e-mail bombardımanına tutabilir diye düşündüğümüz için bundan böyle bu deneyi Zumbara’nın Facebook sayfasından devam ettirmeye karar vermiş bulunuyorum.

Her 2 güne 1 kelebek etkisi oyunu ile devam edeceğim bu deneyde sizlerin de desteğine ihtiyacım var. Yorum yazarak bu serüvene devam etmem için beni destekleyebilir, yeni fikirlerde bulunabilir ve hatta sizler de yayınladığım küçük oyunları yaparak görüntülerini paylaşabilirsiniz. Tüm bunlar gerçekten benim için önemli. Böylelikle sizde ‘kelebek etkisi’ çemberinin içinde bir halka olursunuz.

O zaman ‘kelebek etkisi’ ile ilgili bu kararımı açıkladıktan sonra bu günün oyunundan bahsedeyim. Bu hafta biraz daha kendimi iyi etmeye yönelik oyunlar yaparak bunların etkilerini gözlemlemek istiyorum. Biraz da rahatsızım, bu yüzden kendimi şımartmak hiç fena olmayacak.

Bugünün oyunu: En az 5 ağaç bulunan bir ortama gidin, orada en azından 15 dakika geçirin ve sonunda kimsenin ne düşüneceğine aldırmadan gözünüze kestirdiğiniz bir ağacı sımsıkı kucaklayın!

Ben oyunumu yaptım bile. Hem de Belgrad ormanında. 5 ağaç ne kelime, koskoca ormanın ortasındaydım. 15 dakika ne kelime 1 saatimi tek başıma ağaçlarla geçirdikten sonra, üzeri neredeyse yeşil bir battaniye ile çevrili koca bir ağacı kucaklamak için kollarımı ve ellerimi sonuna kadar açtım:)

Keyfime diyecek yoktu yani! Bana katılmak isteyen var mı bu oyunda?

Geçen sene Ürdün’de iken çok şaşırdığım bir olay yaşamıştım. 3 kişi konuşuyorduk. 1. kişinin çok zevkli bir bilekliği vardı. 2 kişi bu bilekliği nereden aldığını sordu. 1. kişi Ahmet’in kendisine hediye ettiğini söyleyince, 2. kişinin yüzündeki gülümsemeyi görmeliydiniz. Çok beklemeden kendisi sebebini bildirdi: ‘Bayılıyorum hediyelerin el değiştirip yeni sahiplerini bulmasına. Bu bilekliği ben geçen sene Ahmet’e vermiştim ve şimdi o da sana. Hediyelerin yolculuğu devam etmeli…’

Türkiye’de hediye olan verilmez anlayışından/inancından dolayı beni baya bir düşündürdü bu olay. Daha sonra okuduğum
Lewis Hyde’ın  ‘Armağan’ kitabı sonucunda hediye ekonomisi ve hediye kültürünün detaylarını keşfe çıktıkça kendimi de hediyeler konusunda eğitmeye başladım. İlginç bir şekilde nesnelerime bağlı olduğumu ve aslında kendi eşyalarımı başkalarına hediye etmediğimi fark ettim. Oysa hayatım boyunca etrafımdaki arkadaşlarım beğendiğim eşyalarını bana vermek konusunda bir an bile tereddüt etmemişlerdi…

Dün NetSquared aktivitesinde Duygu Şendağ’ın ‘Armağan Kültürü’ hakkındaki söyleşisine katılmışken Privatto Cafe’nin samimi çalışanlarından Necla Hanım kolyemi beğendi ve nereden aldığımı sordu. Ve işte an o andı. Daha önce başkasının bana hediye ettiği kolyeyi çıkarıp onun boynuna astığımda yüzündeki şaşkınlık görmeye değerdi. Hediyelerin yolculuğu devam ederken benim de kelebek etkisi 4. görevim tamamlandı:)

Tüm haftasonumu kelebek etkisi maceramı gözlemleyerek geçirdim. İlginç bir oyun haline gelmeye başladı benim için. Bugün sabah uyandığımdan beri ‘bugün ne yapsam?’ ı düşünüyordum, cevabını ise karşıdan karşıya geçerken iki arkadaşın içten gelen kucaklaşmalarında buldum!

Yani Kelebek Etkisi Görev 3: Benim için çok değerli olan arkadaşlarımdan birine ‘Hayatıma girdiğin için minnettarım, çünkü…’leri sıralamaya karar verdim.

Bu görevi çoktan tamamladığım için sizlerle deneyimimi paylaşabilirim.

  • İlk önce kendi içimde çünküleri sıraladım, bu yüzümde aptal bir gülümsemeye sebep oldu. Minnettar olmama sebep olan ne çok şey varmış şaşırdım!
  • İkinci olarak ona söyleyecek uygun bir zaman ve mekan aradım.
  • Sonra baktım uygun bir zamanı ve mekanı yok bu işin, yalnız kaldığımız bir anda ben de sana bir şey söyleyecektim diye açtım lafı…
  • Pufff ne zormuş. Gençlik yıllarındaki ‘çıkma teklifi etmek’ gibi bir şeymiş bu iş 🙂 Ama sonunda başardım. Sözlerimi tüm samimiyetimle söyledim ve ben de samimi bir kucaklaşma ile ödüllendirildim!

Yani çok basit ama günüme enerji getiren başka bir deneyim oldu! Minnettarlığın sözlere dökülmesi gerekli ve etkiliymiş…

Kim bu kelebek etkisinin ulaştığı kişi merak ediyorsanız ona bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Var mı bu deneyimi yapmak ve sonuçlarını paylaşmak isteyen? Kesinlikle tavsiye ederim!

Bugün oyunumun ilk günü. Kelebek etkisi deneyimi için ilk görev tamamlandı! Basit bir tesadüf gerçekten basit bir tesadüf müdür? adlı yazımda yazdığım gibi telefonumu aldım ve Z’dan A’ya taramaya basladım. Ü harfi üniversiteden mezun olduktan sonra çalıştığım şirketin ilk harfi olduğu için, aynı yerde çalışmaktan çok zevk aldığım ve yıllardır konuşmadığım iki arkadaşımı aradım. Birine ulaşılamıyordu, diğeri ise açmadı. Sonra S harfinde liseden bir arkadaşımı hatırladım. Telefonu artık kullanılmıyordu 😦 Yılmadım M harfine kadar devam ettim. M’de Melda adlı tatlı mı tatlı, üniversitedeki staj dönemlerimde tanıştığım bir arkadaşımı aradım. İlk önce beni tanımadı:) Ya Melda sen beni çok severdin diye kendimi hatırlatmam gerekti. Bir kaç ipucu sonrası eski günler, hayattaki yeni yolculuklar, bol bol gülümseme ve kahkahalarla dolu bir telefon konuşması geçirdim.

Telefonu kapatmadan kendisine oyunumdan bahsettim. O da aynı şeyi yapacağını söyledi. Yani çifte kelebek etkisi 🙂 Bakalım neler getirecek. Belki cevabını hiç bir zaman öğrenmeyecek olsam da bana göre hava hoş. Acayip eğlendim. Yarın oyunuma devam edeceğim. Hala ne yapacağımı bilemesem de… Fikri olan?