Zumbara benim için değişmekte olan dünya düzenini ve cesur yeni dünyayı temsil eden bir sembol. Herşeyin parayla, maddiyatla, güçle ölçüldüğü sistem çatırdıyor. Çöküşünü yaşarken görürmüyüz bilemiyorum. Ama farklı bir düzenin mümkün olduğunu deneyimliyoruz Zumbaralılarla ufak çapta. Bu da çok eğlenceli ve heyecan verici…’

Begüm Erenler ile Zumbara topluluğunda bir araya gelmelerimizde hayata tutkuyla bağlı, coşkulu ve pozitif biri olduğu ilk anda karakterine dair verdiği ipuçlarıydı. Böyle ipuçlarından sonra hayat hikayesini ve hayatında Zumbaranın yerini merak etmemek elde değildi. Biz de kendisi ile buluşup sohbet ettik. Siz de sohbetimize ortak olun istedik:

Begüm Erenler kimdir Begüm?

45 yaşında Boğaziçi mezunu bir İngilizce öğretmeniyim… 15 yıl önce Dalyan’a yerleştim. Bunun sebebi sanılanın aksine İstanbul’dan nefret etme duygusu değil aşktı… O zamanlar aşık olduğum kişi ile birlikte yaşama kararı verdiğimde güvenli, herkesin birbirini tanıdığı, doğası inanılmaz güzel olan Dalyan’a yerleşmeye karar verdim. 2. çocuğuma hamile iken eşimi kaybettiğimde ise Dalyan’ı sevdiğim için çocuklarımla orada yeni bir hayat kurdum. 2 sene önce meme kanseri olduğumu öğrendiğimde ise seneler sonra ilk defa durdum,  gelecek ay ölecek olsam bu hayatta en çok ne yapmak isterdim düşünmeye başladım. Hep aynı şeyleri öğretmekten sıkılmıştım. Ne yapmak istiyordum? Öğretmenlik geçmişim, doğa sevgim, çok bilgili olmasam da doğa koruma alanında çalışmalarım vardı elimde. En çok ne yapmak isterim ve bu birikimlerimi nasıl kullanabilirim baya bir düşündüm ve ortaya DalyanKIDS projesi çıktı: 8-14 yaş arasındaki çocuklara doğa tatilleri düzenlemek. Öğretmenliğimi kullanabiliyor, doğa sevgimi paylaşıyor ve çocuklarla çalıştığım için etrafta mutlu insanlar görüyorum. Yani kendime en iyi gelen şey ne olur diye düşünerek yeni bir serüven başladı hayatımda.

Dalyan’daki yerel çevre koruma derneğinin başkan yardımcısıyım. Yörede özellikle çocuklara çevre eğitimi konusunda çalışmalarımız var. Ayrıca yıllarca farklı korolarda amatör müzik yaptım. Şimdi de Rönesans topluluğunda şarkı söylüyorum.

DalyanKIDS’den biraz daha bahsetsek, tam olarak ne yapıyor?

İlk hedef çocukların şehirdeki is, pas, sıkıntı, stres ortamından çıkmaları ve zıplaya hoplaya oynamaları, eğlenmeleri. Bunu yaparken de çevre bilinci edinmeleri. Çamur banyosunu yaparken çok eğleniyorlar aynı zamanda o suyun ne kadar şifalı olduğunu öğreniyorlar. Onları bir plaja götürdüğümüz zaman yüzüyorlar, eğleniyorlar ve bunun yanında onları Caretta rehabilitasyon merkezine götürüyoruz.

Konuyla ilgili bilgiler veriyoruz, eğlenceli quizler yapıyoruz, yarışmalar düzenliyoruz, o yörede nesli tükenmekte olan türlerle ilgili atölye çalışmaları ve böcek toplama ve inceleme gibi eğlenceli aktiviteler yaptırıyoruz. Doğayı sevip korumaları için önce onunla vakit geçirmeleri gerekiyor, bunu sağlıyoruz.

Tüm bu hayat serüveninin içerinde Zumbaranın yeri ne? Neden Zumbaradasın? Seni motive eden ne?

Zumbara benim için değişmekte olan dünya düzenini ve cesur yeni dünyayı temsil eden bir sembol. Herşeyin parayla, maddiyatla, güçle ölçüldüğü sistem çatırdıyor. Çöküşünü yaşarken görürmüyüz bilemiyorum. Ama farklı bir düzenin mümkün olduğunu deneyimliyoruz Zumbaralılarla ufak çapta. Bu da çok eğlenceli ve heyecan verici…

Ayrıca kişiliğim ve yaşam tarzım ile çok ilgisi var. Ben zaten bunu bir şekilde yapıyordum. İnsanlarla beraber olmak beni çok besleyen bir şey. İnsanlarla iletişimi sürdürmenin pozitif bir şekilde çok büyük bir yatırım olduğunu düşünüyorum. İşimi veya hobimi geliştirmede insanların bana hep çok büyük bir katkısı oluyor. Benim yolum bu. Benim için her insan önemli bir yatırım hayatta. Hayatımdaki mutluluk ve canlılık için insanlarla bu tarz bir iletişimde olmam gerekiyor.

İkincisi kısıtlı, yıllarca küçük ve çok az insanın yaşadığı bir yerde yaşamak, İstanbul’a geldiğimde bu tarz bir topluluğa dahil olma isteğini getiriyor. Çünkü benim çevremde,ne o kadar küçük bir kasabada, ne de İstanbul’da bu kadar çok çeşitlilikte, farklı donanımlarda ve kafası bana uyan insan çok az.

Şimdiye kadar hangi servis değişimlerinde bulundun?

İlknur Urkun’a emo-trans verdim telefondan. Ozan Sönmez’den her zaman korktuğum finansal tablolarla ilgili bir servis aldım. Gerçekten müthiş profesyonel bir servisti ve çok işime yaradı. Araştırıp para vererek bu hizmeti alsam bu kadar kaliteli bir servis alabileceğimi sanmıyorum. İnovasyonun ne olduğunu hep merak ettiğim ve yeni bir işe başlıyor olduğum için Ayşegül Güzel’den inovasyon metodolojisi servisi aldım. İsmet Özün Güven sayesinde Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’ni keşfettim. Ahu Canbilici’den Dalyan Kids Dalyan Dernek için başvurmak istediğimiz bir proje sebebiyle proje yazdım ve  hazırlama servisi aldım. Online pazarlama konusunda kendimi geliştirmek istediğim için Meltem Şendağ sayesinde de google adwords nasıl kullanılır öğrenmiş oldum.

Zumbarayı bir cümlede nasıl anlatırsın?

Zumbara en basit şekliyle insanların birbirine gönülden bedava hizmet vermesi.

Zumbarada farklı kişilerin vermek ve almak istedikleri servisler aynı ise onların eşleştirmesini yapmaya ve bu kişilere haber vermeye başlamıştın. Yani bir dönem tamamen kendi inisiyatifinle Zumbara arabuluculuğu yapmıştın. Bu nasıl başladı?

Bu arabuluculuk olayı bende hep vardı. Mesela insanlar ev arıyor. Kimin evi vardı diye hemen üstlenirim. Küçük bir yerde yaşama ile gelişen bir tarafım. Küçük bir toplulukta yaşadığında birisi bu kış ders vermek istiyorum diyor. Öbür arkadaşların çocukları ders almak istiyor. Hop hemen birleştiririm. Küçük bir topluluktaysan doğal olarak gerçekleşiyor bu süreç. Senelerce Dalyan’da yabancılara Türkçe öğrettim, karşılığında bana masaj yapan oldu, evimi temizleyen bile oldu. Bir de kısıtlı maddi imkanların olduğu bir ortam. İnsanlar sadece turizm sezonunda çalışıyorlar. Dolayısı ile o topluluk içerisinde böyle bir ekonomi gelişiyor. Bu bana çok uyan ve tatmin edici bir şey, iki tarafa da yararım olmuş oluyor. Böyle bir konuda Zumbaraya yardımcı olabileceğimi düşünüp size haber vermiştim, sonra da birlikte organize olduk.

İnsanların hangi davranışlarını gördüğün zaman kendini iyi hissediyorsun?

Neşeli, mutlu, canlı, umutlu, paylaşımcı ve heyecanlı olduklarını gördüğümde.

En son kendini ne zaman çok iyi hissettin?

Avrasya maratonunda boğaz köprüsünün üstünde birlikte müzik yaptığımız grubumla şarkı söyleyerek yürürken çok iyi hissettim.

29 Ocak Cumartesi günü, Deniz Şafak ile Samanyolu TV Haber’de İyi Haftasonları programında keyifli bir sohbet gerşekleştirdik. Gecikmeli de olsa, paylaşmak istedik! İyi seyirler..

 

21 Aralık günü Zumbaranın homeofisinde keyifli anlar yaşadık. Altan Bölük, Özkan Uzelli, Kamile Kuzu ve Ayşegül Güzel (yani ben) bir araya gelip, Star gazetesi ekibinin sorularını cevapladık.

25 Aralık’ta Star gazetesi cumartesi ekinde yayınlanan yazının detaylarını bu bağlantıdan ya da buradan okuyabilirsiniz.