Zumbarayla bayram…

Ağustos 26, 2011

Bayram yaklaştıkça ‘iyilik’ duygusu da artıyor galiba. Aile ve topluluk hissi derinleşiyor. Bugün zumbara ile bir günümü hayal etme günü. Hayalime başlayınca bayram coşkusu da beni etkiledi galiba. Biliyorsunuz zumbarada kazandığınız saatleri başkalarına hediye edebiliyorsunuz. Ben de bu bayram saatlerimi aileme hediye ettiğimi hayal ettim 🙂

Önce anneme 1 saat yolladım. Annem Adana’da yaşıyor durum böyle olunca bu 1 saat ile Merve Özegel‘den Mersin ve Kilis’in tüm sırlarını öğrenerek kendisine haftasonu kaçamak rotaları planladı. Diğer bir saatim ise abim içindi. Ali Kader Erol‘un harika deneyimleri ile o da kendisine bir bisiklet rotası çizdi bu 1 saat ile. İlk kez tur bisikletçiliği yapacağı için Ali Kader Erol‘un ekipman ve doğru bisiklet deneyimleri de baya bir işine yaradı. Bir sonraki tatilini planlamaya şimdiden başladı bu bayramda yani. Son hediyem ise kuzenime (dolaylı olarak da tüm aileye!). Kuzenim de tüm gece boyunca ağlayan ve tüm aileyi uyandıran bebeği için Uyku Meleği Seride‘den 1 saatlik danışmanlık aldı. İnanmazsınız ama artık bebiş 11 saat boyunca uyuyor 🙂

Zumbara ile bir bayram hayalim dayanışma ve armağan kültürüne destek oldu ve böyle mutlu mesut sona erdi…

Siz bayramda neler yapıyorsunuz? Ya da neler hayal ediyorsunuz?

Reklamlar

Geçen sene Ürdün’de iken çok şaşırdığım bir olay yaşamıştım. 3 kişi konuşuyorduk. 1. kişinin çok zevkli bir bilekliği vardı. 2 kişi bu bilekliği nereden aldığını sordu. 1. kişi Ahmet’in kendisine hediye ettiğini söyleyince, 2. kişinin yüzündeki gülümsemeyi görmeliydiniz. Çok beklemeden kendisi sebebini bildirdi: ‘Bayılıyorum hediyelerin el değiştirip yeni sahiplerini bulmasına. Bu bilekliği ben geçen sene Ahmet’e vermiştim ve şimdi o da sana. Hediyelerin yolculuğu devam etmeli…’

Türkiye’de hediye olan verilmez anlayışından/inancından dolayı beni baya bir düşündürdü bu olay. Daha sonra okuduğum
Lewis Hyde’ın  ‘Armağan’ kitabı sonucunda hediye ekonomisi ve hediye kültürünün detaylarını keşfe çıktıkça kendimi de hediyeler konusunda eğitmeye başladım. İlginç bir şekilde nesnelerime bağlı olduğumu ve aslında kendi eşyalarımı başkalarına hediye etmediğimi fark ettim. Oysa hayatım boyunca etrafımdaki arkadaşlarım beğendiğim eşyalarını bana vermek konusunda bir an bile tereddüt etmemişlerdi…

Dün NetSquared aktivitesinde Duygu Şendağ’ın ‘Armağan Kültürü’ hakkındaki söyleşisine katılmışken Privatto Cafe’nin samimi çalışanlarından Necla Hanım kolyemi beğendi ve nereden aldığımı sordu. Ve işte an o andı. Daha önce başkasının bana hediye ettiği kolyeyi çıkarıp onun boynuna astığımda yüzündeki şaşkınlık görmeye değerdi. Hediyelerin yolculuğu devam ederken benim de kelebek etkisi 4. görevim tamamlandı:)