Teşekkürler!

Şubat 3, 2012

Zumbara’ya her aşamada destek veren herkese teşekkür etmek istiyoruz. Bu sebeple her hafta teşekkür mektupları yayınlıyor olacağız.

İlk haftamızda teşekkür ettiklerimiz aşağıdaki şekilde 🙂

Reklamlar

Zaman Merkezi 1. Gün

Şubat 2, 2012

Dün öğle saatlerinde Begüm Erenler’den bir mesaj geldi:

‘bardaktan boşanırcasına yağıyo şu an. acaba evrenin bize mesajı ne olabilir:)? a) size çalışmalarınız için doğanın en güzel hediyelerinden birini veriyorum b) zaman merkezi zamanlamanız hiç olmadı, oturun evinizde c) sizi deniyorum bakayım zor şartlarda da azimli misiniz? d) hiçbiri’

Biz evrenin mesajını a ve c olarak yorumladık ve Zaman Merkezi Çarşamba buluşmalarımızın ilk günü için Tünel’in yolunu tuttuk. Saat 17’de kapılarımızı açtığımızda içerisi soğuktu ve Begüm, Meltem ve ben ‘kimse gelmeyecek olsa bile açıyor olmak önemli’ muhabbetimizi yapmaya başladık. Sonra ilk Özgür geldi, ardından Çiğdem, Hayri, İsmet abla, Tolga ve Ekin, sonra Özkan, Deniz Teyze, Aygül abla, Ahu, Gonca, Fethi, Derya, Fatma, Cihan, Ayşe…

Çember olmuş Begüm Zaman Merkezinin ilk servisini (Zumbara 101) verirken hissettiğim topluluk hissini anlatması zor! Bizi kara kışa rağmen yalnız bırakmıyor olmanızın bu kadar önemli olduğunu da o vakit anladım zaten:)

Tamam duygusallaşmadan bu blog yazısının esas konusuna giriş yapayım. Zaman Merkezimizin ilk buluşmasında Zumbara üzerine konuştuk ve o kadar çok fikir çıkmış ki, bunları da sizlerle paylaşmak istedik.

Öncelikle hemen herkesten merkezde yapılabilecek bir atölye/ders önerisi geldi:

  • Çiğdem’den geridönüşüm ile foksiyonel mobilya yapma atölyesi
  • Gonca’dan Auroville atölyesi
  • Cihan’dan Zaman Merkezinde kullanılmak üzere minder yapım atölyesi
  • Cihan’dan 3 top atölyesi
  • Fatma’dan Thai Chi ayölyesi
  • İsmet Abla’dan mum yapım malzemeleri bağışı ve mum yapım atölyesi
  • Tolga’dan Antakya yemekleri atölyesi
  • Özgür’den ingilizce telafuz (pronunciation) atölyesi
  • Fethi’den alternatif hayatı nasıl sürdürülebilir yaparız, hayal ettiğimiz mesleği yapmaya nasıl devam edebiliriz, severek yapacağımız işi nasıl bulabiliriz akşam muhabbeti
  • Zumbara’da güzel metin girmek için yazarlık atölyesi (yapabilecek birisi var mı?)
Ardından Zaman Merkezi’ne yönelik birbirinden güzel fikirler:
  • Her Çarşamba yarım saatlik ihtiyaçlarımız ve fikirlerimizi paylaşacağımızZumbara forumu
  • Her Çarşamba yeni gelenler için Zumbara 101 dersi
  • Ahu Binici’nin Zaman Merkezindeki bir mekanı Çarşamba günleri Genç Çevre Girişimi’nin yapacağı toplantılar için mekan olarak kullanma ve karşılığında Zaman Merkezi’ne saat ödeme önerisi
  • Ahu Binici’den Zaman Merkezinde bir organik bahçe kurma önerisi
  • Zaman Merkezi duvarlarından birini almak ve vermek istediğimiz servislerle doldurmamız
  • Özkan’dan Zaman Merkezi hediye dükkanının sürdürülebilir olarak işleyişi için 1 getir-1 götür uygulaması önerisi
  • Begüm’den Zaman Merkezi hediye dükkanı içerisinde tohum değiş tokuşu yapma önerisi

Zaman Merkezimize dair hayal kurarken sürekli tekrarlanan fikirler şunlardı:

Zaman Merkezi deneysel bir çalışma olacak, yani hepimiz yolda öğreneceğiz. Ne yapmak istiyorsak, bu merkeze nasıl katkıda bulunmak istiyorsak bunun için tamamiyle özgürüz, çünkü burası topluluğun mekanı. Merkezde yeni gelenler için her hafta Zumbara 101 dersinin yanı sıra, Zumbara Forumu düzenlenebilir dedik. Merkezin esas var olma sebebi ise Zumbara’nın esas olayı olan ‘servis değişimlerimizi’ bu güne denk getirmemiz, ‘servis değişimi’ ayarlamadıysak bile gelip uğramamız ve o vakit paylaşımda bulunabileceklerimizi tahtaya yazmamız, yapmak istediğimiz atölye, ders, muhabbet var ise Zumbara’ya haber edip bizi duyurması için destek istememiz. Ve tüm bunları yaparken zaman merkezinde yapılan her şeyin zaman ekonomisi ile dönmesini sağlayıp, alternatif bir ekonominin mümkün olduğunu cümle alem’e göstermemiz!

Yani sözüm o ki, Zaman Merkezinin daha ilk toplantısında bu kadar fikir uçmuşsa binanın içinde, 6 ay sonrasını hayal bile edemiyorum. Bakalım evren bize ne mucizeler getirecek 🙂

Mutlu paylaşımlar herkese!

Zumbara Ekibi Büyüyor

Aralık 24, 2011

İsmim Kardelen. Boş zamanım diye adlandırdığım zaman dilimi, yapmam gerekenlerden geriye kalan kısımdır, ama hiç bir zaman boş değildir. Çalışmam gereken derslerim ve yapmam gereken diğer işler bitip de elimde “boş zaman”ım kaldığında sürekli kendime faydalı işler yapmaya çalışırım. Bunlar gerek internetten belgesel izlemek olabilir, gerek etaminden iPod kılıfı, ya da arkadaşıma doğum günü hediyesi kitap arası yapmak olabilir. Sürekli bir şeyler okuyup öğrenmeyi severim, ders çalışmaya mola verdiğimde kitap okumaya geçerim, kitap okumaya mola verdim mi takı yaparım, ama asla boş durmak istemem. Kısaca lafı şuraya getirmek istiyorum, ben bu sebeplerden dolayı Zumbaraya katıldım. Aldığım mailden sonra Zumbara sitesine kayıt oldum ve adeta aşık oldum kendisine. Ben öğrenci halimle “Nasıl ucuza yoga öğrenebilirim?” “Resim yapmayı kitaptan öğrenmek çok mu zor olur?” gibi sorularla boğuşurken bu site bana matematik derslerinde öğretilmeyen ama derste öğretilenlerden çok daha değerli bir denklem sundu:

1=1

Ben insanlara yardım ettikçe insanlar da bana yardım edecekmiş. Ben onlara fotoğraf çekmeyi öğretecekmişim karşılığında da üç top çevirmeyi öğrenecekmişim. Ya da İngilizcelerini geliştirmelerine yardımcı olunca biri de bana Japon kılıç sanatını anlatacakmış. Ben ne kadar zamanımı verirsem, ben de o kadar zaman alacakmış.

Mükemmel!

Şimdi ben de Zumbarayla birlikte çalışıyorum. Böyle bir oluşumun parçası olmaktan da mutluluk duyuyorum. Özellikle twitter ile ilgileniyorum (@zumbaradan) ama genel olarak da sürekli aklımın bir köşesinde Zumbara. Nasıl hep beraber daha güzel bir hale getirebiliriz Zumbarayı diye düşünüyorum. Sürekli arkadaşlarıma öneriyorum, yakında kimleri Zumbaralı yapacağımı aklımda listeliyorum, tanımadığım insanların eskrim yaptığını öğrendiğimde ya da ingilizcelerini geliştirmeye çalıştıklarını duyduğumda doğrudan sitenin adresini en yakın kağıt parçasına yazıyorum. Mutluluk paylaştıkça çoğalır diyoruz ya, Zumbara da paylaştıkça güzelleşir aynı şekilde.

Sizlerle beraber bu güzel siteyi paylaşmaktan çok mutluyum, benimle iletişime geçmeyi dileyeniniz olursa buyrun Zumbara profilim burada.

Hepinize huzur ve mutluluk diliyorum.

Tanıştığıma çok memnun oldum.

Kardelen Ergin


Fotoğraflı Kitap Arası

Aralık 22, 2011

Merhabalar, ben Kardelen ve kendi hediyeni kendin yap konseptinde size nasıl evdeki malzemelerden güzel bir kitap arası yapabileceğinizi anlatacağım.
Malzemeler:


-> Film! Bu malzememiz olmazsa olmaz. Eğer artık makaralı kamera kullanmıyorsanız belki bir fotoğrafçıya gidip size iki şerit film vermesini isteyebilirsiniz. Toplam 8 poz uzunluğunda film işinizi görecektir.
-> Çamaşır suyu. Bu da şart bir malzeme, ben jel çamaşır suyu kullanıyorum, ama sıvı çamaşır suyu ile de olur.
-> İp. Filmimizin kenarlarından geçirmek için kullanacağız, dikiş ipi, yün ip, ince kurdele, kısaca her çeşit, her renk ipi kullanabilirsiniz. Renk katmak isterseniz birden fazla iple de daha eğlenceli bir kitap arası yapabilirsiniz.
-> Resim/Yazı. İki filmin arasına koyacağınız minik fotoğraflar, ya da bir kartonun üzerine yazacağınız bir yazı, bir mesaj oluyor bu kısım da.
-> Makas ve yapıştırıcı her el işi için olmazsa olmazlardan olsa gerek.
-> Japon yapıştırıcısı ya da zımba ile iki film arasına koyduğunuz resimi sabitlemeniz gerekecektir. Yapışkan bant da aynı işi görebilir. İçlerinden en estetik duranın japon yapıştırıcısı olduğunu fark ettim.
-> Fon kartonu ya da beyaz kağıt gerekebilir eğer benim gibi küçük küçük resimlerden bir kitap arası yapacaksanız
-> Çamaşır suyunu içine koymak için bir kap. (Metal kap olmamasına özen gösterelim lütfen.)
Nasıl yapıyoruz?
İlk önce, gözünüze kestirdiğiniz uzunlukta filmi kesiyorsunuz. Ben 4 poz kestirdim gözüme, 5 poz çok uzun geldi, ama elbette cetvelle de istediğiniz santimi belleyip kesebilirsiniz. 2 parça aynı uzunlukta film olacak elimizde.
Bu kestiğimiz filmleri içine çamaşır suyu ve sıcak su koyduğumuz kabın içerisine bırakıyoruz. Karıştırırsanız biraz, dışarıda da herhangi bir kısmı kalmamasına özen gösterirseniz çok güzel olur. Sıcak su şart değil, yalnızca işlemi hızlandırıyor. Aman bir yerinizi yakmayın. Kabı da çocuklarınızdan uzak bir yere koyun. (Eğer olaki çocuğunuz içmeye kalkarsa, kusturmayın, bol bol süt içirin, bunu da söylemeden etmeyeyim.)
Biraz vakit alıyor ne yazık ki filmlerin rengini atması. İsterseniz tamamen rengi atana kadar bekleyebilirsiniz, isterseniz belli belirsiz kalsın ve değişik bir hava katsın diye önceden çıkarabilirsiniz.
Biz rengini atmasını beklerken içini hazırlayalım. İki filmin arasına koymak için isterseniz sevdiğiniz resimleri küçük küçük bastırabilirsiniz, ya da bir kartonun üzerine bir mesaj yazabilirsiniz. Ben küçük resimlerle yapıyorum. İlk önce kitap arasının boyu kadar arka plan kartonu kesiyorum, sonra fotoğrafları kesip kartonun üzerine yapıştırıyorum.
Hatta kesilmiş yapıştırılmış halinin resmini de koyuyorum buraya.


Bundan sonraki adımımız iki filmi birbirine dikmek. Filmler banyodan çıktığında eğer çamaşır suyu kokuyor olursa sabunlu suyla yıkayın, durulayın, gidiyor kokusu. Bir de elbette dümdüz olmayacak filmleriniz yüksek ihtimalle, bu yüzden ben filmlerin üzerine ince bir havlu koyup ütüyle geçtim. Ardından da kalın bir kitabın arasına sıkıştırdım.
Filmleri düzleştirdikten sonra dikerken istediğiniz gibi kullanabilirsiniz iplerinizi. Bu konu tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış, bir çocuk için hazırlıyorsanız rengarenk bir kaç ip kullanabilirsiniz, sevgililer günü içinse pembe ve kırmızı ipler kullanabilirsiniz, babanız içinse yalnızca lacivert mumlu ip kullanabilirsiniz gibi. İpleri bağlarken dikkat etmeniz gereken bir nokta, çok sıkmayın. O zaman kırılabiliyor film. Kırılırsa da japon yapıştırıcısıyla sabitlemeyi deneyebilirsiniz. İpler bağlandıktan sonraki hali de böyle:


Şimdi içine hazırladığımız fotoğrafları itiyoruz ve onları sabitlemek kalıyor geriye. Dediğim gibi zımbalayabilirsiniz, ben bir damla japon yapıştırıcısı damlatmayı tercih ediyorum. Biraz iz bırakabiliyor aslında fotoğrafların üzerinde, o yüzden özellikle fazla sıkmamaya özen göstermek gerekiyor. Ben bunu yaptığımda mesela çok sıkı oldu zaten iki filmin arası, ben de hiç yapıştırıcı sıkmadım bile.
Ve işte, kitap aranız hazır.


Umarım beğenmişsinizdir, umarım yeterince açıklayıcı olabilmişimdir. Güle güle kullanın.

Bu uygulama için Zumbara’da arz da açtım, o da burada: http://www.zumbara.com/UserPage.aspx?k=g0c0hnqf777y2cqq
Hediyeyi güzel yapan kendinden bir şey katmaktır.

Kardelen

Niyetlerin Gücü Adına…

Aralık 14, 2011

Sonunda Aralık’tayız. Evet ben de anlamadım nasıl bu kadar hızlı geçti? Ama işte zaman bu, ertelemeye gelmiyor, bir bakıyorsun akmış gitmiş ve her sene ‘ya bir tango öğrensem’, ‘gelecek seneye sigarayı bırakacağım’, ‘bu sene de olmadı ama önümüzdeki sene daha huzurlu bir insan olacağım’ derken buluyorsun kendini…

Aralık ayının benim için büyüsü kendime zaman ayırıp, yılı kapatmak ve yeni yılı niyetlerimle açmaktır. Bu oyunu kendimle son 3 yıldır oynuyorum ve niyetlerin gücü karşısında her sene daha da çok şaşırıyorum aslında. Oyun basit: ‘Öyle ihtiyacım var ki’…, ‘Şöyle olsam…’ ve ‘Böyle yapsam…’ın her birinin altını niyetlerinizle dolduruyorsunuz. Sonra bunları yazılı hale getiriyorsunuz ve her birini gerçekleştirmeye başlamak için Ocak’ın ilk haftası kendinize kolay aksiyonlar koyuyorsunuz. Ne de olsa başlamak bir işi bitirmenin yarısı değil mi? Ve 12 ay sonra yılı kapatırken, yazılı niyetlerin gücüne hayran kalıyorsunuz! Sizin için bir örnek bile hazırladım:

Benim hayatımda doğrudan etkisini gördüğüm ve severek oynadığım bu oyunu sizlerle paylaşmak istedim. Hatta aklıma şöyle bir fikir geldi. Ben kendi niyetlerin gücü mektubumu bu hafta sonu hazırlayacağım. Eğer sizler de bu haftasonu kendinize zaman ayırırsanız haftaya Facebook sayfamızdan paylaşabiliriz, birbirimize ilham verebilir ve hatta bakarsınız niyetlerimizin gerçekleşmesi için destek bile olabiliriz. Bu oyunu benimle oynamak isteyen kimse var mı? Veya benzer oyunlar oynayanlar?

Her yöne otobüs, tren ve uçak bileti fiyatlarının bir ailenin aylık geçimini karşılayacak seviyelere çıktığı zamanlar oluyor: bayram zamanları.  Herhalde artık kimse kendi şehrinde yaşamıyor, ya da artık herkes tatile gidiyor.  Eskiden bir şekilde giderken bu kez hiçbirşey bulamadım, ya yer yok, ya da inanılmaz pahalı bütün ulaşım araçları.  Facebook’tan tanıdığım birileri İstanbul-Adana yönünde gidiyor mudur diye soruştururken ortak araba‘yı önerdi İsmet Abla- araba paylaşım sitesi.  Arabayla bir yere gidiyorsanız,  nereye ve ne zaman gideceğiniz gibi detayları giriyorsunuz, dileyenler seyahatinize katılmak için size mesaj gönderiyorlar. Ortak olacak bir araba arıyorsanız da yine aynı şekilde… Yani normalde arkadaşlarınızla yapacağınız bir paylaşımı, katılmak isteyen herkese açıyorsunuz, böylece hem araba hem yolcu/ortak sürücü bulma olanağı artıyor, masraflar paylaşılıyor, çevreye daha duyarlı bir yöntem seçmiş oluyorsunuz, trafik sorunu bakımından üzerinize düşeni yapmış oluyorsunuz, hem de bir yol arkadaşı ediniyorsunuz! Ortak arabayla ben İstanbul’dan Mersin’e gittim, hem de tam istediğim günde, konforlu bir şekilde!

Sürücümüz Devrim beni Taksim’den aldı. Kızkardeşimle beraber yolculuk yapacağımızı öğrendiğinde hemen kartvizitini uzattı, güven sorunu olmasın diye.  Kişiler arası değişim web sitelerinin yaygınlaşması için sanırım en önemli nokta güven. Bu sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak için kişilerin birbirlerine güvenmeleri önemli. Paylaşımların %99.9’u sorunsuz bir şekilde devam ediyor olsa da, %0.1’lik bir yanlış tüm sistemin güvenilirliğini zedeleyebiliyor.

Aslında yurtdışında bu tarz araba paylaşım siteleri çok sık kullanılıyor. 2008’de Amerika’da faaliyet gösteren araba paylaşım sitelerin üyelik oranı %51.5 oranında artmış. 2015’te zipar gibi sayfaların Amerika’da 4.4 milyon, Avrupada da 5.5 milyon kişi tarafından kullanılıyor olacağı tahmin ediliyor*. City CarShare ve Kaliforniya Üniversitesi’nin ortak yaptığı bir araştırmaya göre, bu araba paylaşım sitesini kullananların %30’u arabalarını satmış veya yeni bir araba alma kararını ertelemiş. Bisiklet sürme ve yürüme oranları da artmış kullanıcıların arasında*. Başka bir araştırmaya göre de araba paylaşım sitelerini kullananların yıllık arabayla gidilen kilometre bazında %27 düşüş yaşanmış*. Bu demek oluyor ki, bu tür kişiler arası değişim web siteleri (P2P) başka bir kültürü de beraberinde getiriyor, kişilerin birbirlerinin hayatını kolaylaştırdığı, sahip olunan nesnenin değil, onun sağladığı hizmetin merkezde olduğu, tüketime karşı bilincin arttığı, çevresel duyarlılığın geliştiği, karşılıklı güvenin geliştiği bir kültürden bahsediyoruz!

Cuma öğlen başlayan yolculuğumuz akşam 10’da sona erdi. Aileyle mutlu mesut bayram saadedi yaşayabildim, Devrim’e teşekkürler. Bu sanırım ayrı bir özgürlük hali, arabanız olmadan, arabanızın olmuş gibi olması…

*What’s Mine is Yours, Rachel Bootsman

*http://en.wikipedia.org/wiki/Car_sharing

*http://en.wikipedia.org/wiki/Car_sharing

zumbara grup çalışması

Bu hafta ne güzel bir hafta. Acil saate ihtiyacım varken bir anda Zumbarada bulunan ‘Girişimcilik serüveni’ servisime 3 teklif birden aldım! Durum böyle olunca bunu da bir grup etkinliğine dönüştürmeye karar verdik. Bu Perşembe günü saat 17.30’da Cihangir’de Zumbara.com girişimcilik serüveninden bahsedeceğim. Servisimin sitede açıklaması şöyle idi:

‘Zumbara.com girişimcilik serüveni boyunca deneyimleyerek bir çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Fikri olup aksiyona geçmek isteyenlerle deneyimlerimi paylaşabilirim. Fikirden aksiyona nasıl geçilir, programlama serüveni nasıl işler, yatırımcı nasıl bulunur, hiçbir şey imkansız değildir mottosuna güvenmek nasıl sağlanır vs.’

Servis toplamda 2 saat sürecek:

– Birbirimizi ve projelerimizi kısaca tanıma

– Zumbara girişimcilik serüveni

– Soru cevap

Etkinliğe katılımınızı zumbara.com’da Ayşegül Güzel profilinden veya bu etkinlik sayfasından bildirin lütfen. Ayrıca etkinlik sonrası, 1 saat olan servis ücretini zumbara.com’dan Ayşegül Güzel hesbaında bulunan ‘girişimcilik serüveni’ adlı servise transfer etmelisiniz.

Mekan: Güneşli Sokak, Faik Bey Apt. Kat: 4 Cihangir/Taksim
Zaman: 1 Aralık, Perşembe. 17:30-19:30
Ücret: 1 saat