Yeni kıyafet almadan yaşanır mı?

Temmuz 20, 2011

Son yıllarda bir kişisel dönüşüm yaşıyorum galiba. Geçmiş yıllara bakıp, yaşadığım deneyimleri düşünüp şu an bulunduğum noktayı analiz ettiğimde her şey daha anlamlı bir hal alıyor.

Son 3 yıldır bilinçli olarak özellikle kıyafet alışverişi yapmamaya çalışıyorum. 3,5 yıl önce Barselona’da bulunan Mango genel merkezde çalıştığım, aylar öncesinde yeni koleksiyonu görüp trendler üzerine kafa yorduğum ve %40 Mango indirimim sayesinde 1 yıl boyunca alışveriş çılgınlığı yaptığım düşünüldüğünde bu davranışım daha anlaşılır olacaktır.

Reklamlara, vitrinlere, cadde modasına, dergi, gazete, TV vs. her türlü dış etkene maruz kaldığınızda bu bazen hiç de kolay olmuyor. Bu bilinçli davranışı sürdürebilir kılmak için bazı pratik yöntemlerim var:

1. Eğer gerçekten ihtiyacınız olan bir şey yoksa indirim dönemlerinde alışverişe çıkmayın, mümkünse vitrinlere de bakmayın

2. Alışveriş merkezlerinden uzak durun

3. Moda dergilerinin “Yeni olan daha cool, eee dolaylı olarak eskiler değil” mesajını taşıyan resimlerine aldanmayın

4. Almayı düşündüğünüz her bir şey için “Gerçekten buna ihtiyacım var mı?” sorusunu sorun ve kendinize karşı dürüst olun

5. Sökük bulunan kıyafetlerinizin yerine yenisini almak yerine, onları onarmayı deneyin

6. Dolabınızda hali hazırda bulunan kıyafetleri başka kombinasyonlar ile kullanın. Kombinasyonlarınız arttıkça yaratıcılığınızla gurur duyacak ve dolabınızda bir hazine olduğunu görüp şaşıracaksınız

7. Arkadaşlarınızın ve ailenizin giymekten sıkıldığı/olmayan kıyafetlerine talip olduğunuzu söyleyin. Hatta toplanıp kıyafet takası partileri düzenlemek çok zevkli bir çözüm

Bu liste benim bu 3,5 yıl boyunca kullandığım yöntemlerden oluşuyor. Aynı süreçte bulunan var mı? Sizin yöntemleriniz neler?

Reklamlar

9 Responses to “Yeni kıyafet almadan yaşanır mı?”

  1. ilknur urkun Says:

    benim yöntemim işten ayrılmak oldu 🙂 ne zamanki evde zaman geçirmeye, tarlada bahçede zaman geçirmeye başladım yeni kıyafete ihtiyaç duymayı bırak eski yırtık pırtık kıyafet arayışına çıktım…rahat ve söküklü yırtıklı kıyafetlerinize talibim yani 🙂 tabi benimki ekstrem bir durum…bence en en en önemli nokta tüketim kültürü ve küresel ekonominin gerçekleri hakkında belli bir bilgi ve bilinç düzeyine ulaşmak…alışverişte paranızın nerelere gittiğini anladığınızda ayağınız dükkanlara eliniz raflara gitmeyecek zaten….

    • aysegulguzel Says:

      @İlknur sağol yorumun için 🙂 Bilgi ve bilinç düzeyi ne mutlu ki ilk farkındalık ile başlıyor. Ve farkındalık bir kez insan kanına girdi mi ordan çıkmak bilmiyor. Yaşadığımız olaylar, izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar, tanıdığımız insanlar bizim farkındalığımızı hep farklı boyutlara taşıyor ve bu yolculuk böyle sürüp gidiyor. Rahatsızlıklarımızı her geçen gün sorgulamayı ve farkındalıklarımızı arttırmak dileği ile 🙂

  2. Nur Ünlü Says:

    Ben nerdeyse 20 yıldır böyle yaşıyorum desem?

    Bunun da kötü tarafı, alış verişe çıkmamak yüzünden
    – alışkanlıklarıızı kaybediyorsunuz,
    – mecbur olduğunuzda çıktığınız için o zaman lazım olan şeyi zaman darlığı yüzünden doğru dürüst arayıp bulamadığınız için pahallı çözüme yönelmek zorunda kalabiliyorsunuz,
    – elbise dolabınız yılların birikmişi ile ağzına kadar dolu olduğu için neyiniz nerde bulmakta güçlük çekiyor, bazen aceleden abuk kıyafetlerle evden çıkmak zorunda kalabiliyorsunuz:)

    Ben de bu işin öbür uç noktasındayım galiba, bunun bir orta noktası olmalı!

    Yıllar önce aldığım çok kaliteli kıyafetleri şimdi moda değil diye elden çıkartamıyorum, kumaşlar şimdi piyasada göremiyeceğimiz kadar kaliteli. Kesip model değiştirmeye hiç kıyamıyorum. En iyisi ‘trendy’ olmamayı tercih etmek benim için. Klasik klasik devam…

    • aysegulguzel Says:

      @Nur çok teşekkürler yorumun için. Klasik klasik devam dediğin şey aslında farklı kombinasyonlarla kendi modanı yaratman değil mi? Ne de olsa bu sıralar street fashion-sokak modası çok moda 🙂

  3. aysegulguzel Says:

    Madem tek değilim, bir kıyafet takası partisi mi düzenlesek ne yapsak? 🙂


  4. Alışverişin tamamen duygusal olduğunu düşünüyorum. Ben de yurtdışına ilk defa uzun süre kalmaya gittiğimde hissettim bunu. Normalde kola içmeyen, fast food fazla yememeye çalışan, alışveriş konusunda da tutumlu ve kontrollü olmaya uğraşan biriyken, oradaki yalnızık ve güvenlik yoksunluğu gibi duygular yüzünden, kendimi çok sağlıksız beslenirken ve güvende hissetmek için alışveriş merkezine giderken buldum.

    ilginç bir durum oldu aslında. alışveriş merkezi niye güven veriyor sorusunu sordum kendime. çünkü o ve içindekiler, ülkemde de vardı, ortak bir kültür gibi, aşina tanıdık, güvenilirdi. çok yazık böyle bir algının oluşması gerçekten. ama bunu yaşayarak görmek hoşuma gitti. (Türkiye’de güven duygusu için böyle bir eylemde bulunmadığımı da belirtmeliyim, tam tersine sıkılırım öyle yerlerde)

    bence hedef yalnızlık ve güven yoksunluğunu giderici “hedeflerin” yön değiştirmesine uğraşmaktır. bu duyguları tatmin edecek gerçek kaynaklar birbirimiziz aslında. umarım tekrar hatırlarız bu gerçeği…

    • aysegulguzel Says:

      Slm Aslı, çok sağol deneyimini paylaştığın için. ‘Yalnızlık ve güven yoksunluğunu giderici hedeflerin yön değiştirmesine uğraşmak’ ve gerçek kaynakların bizler oluşu…Aslında Zumbaranın kökeninin bağlı olduğu dinamikleri çok güzel özetlemişsin. Dediğin gibi bu farkındalık senin yaşadığın kişisel tecrübeler sonucu gelmiş. Biz de bu farkındalığı Zumbara ile uzun vadeli olarak yaratmayı amaçlıyoruz. Acaba bu yön değiştirmeyi başka şekillerde nasıl sağlayabiliriz?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: