İsmet Özün Güven Zumbara’da örgü örmek ile ilgili servis veriyor. Kendisi bize aşağıdaki yazıyı yolladı, biz de sizlerle paylaşmak istedik:)

Zumbara’da örgü öğretmek ile ilgili arzıma iki talep oldu. Taleplere hazırlanırken niye örgüyü severek yaptığımı düşündüm.Örgü;

1-Matematiktir, zihni çalıştırır.

2-Dikkat istediği için,anda kalmayı sağlar.

3-Sonuçta ortaya çıkan ürün  mutlu eder.

4-Yaratıcı yanınızı ortaya çıkarır.

5-Renklerle oynamaktır.

6-Hediye ettiğiniz kişinin kullandığını gördüğünüzde beğenilmektir.

7-Tanımadığınız bir insanla konuşma konusu ve paylaşmaktır.

8-Pozitif olmanızı sağlar.

9-Ekonomiktir.

10-Dönüşüme uygundur.

11-Kötü alışkanlıklardan kurtulmanıza yardım eder.

12-Ortaya çıkan ürün uzun ömürlüdür.

13-Ürünlerinizi satarak gelir elde edersiniz.

14-Kullanılan şiş ve tığlar çok yer işgal  etmez, hafiftir ve her yere taşıyabilirsiniz.

15-El ve kol hareketini sağlar.

Meğer ne çok nedenim varmış…….

İSMET ÖZÜN GÜVEN

Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Artık bir zaman merkezimiz var. Uzun süredir bunun hayalini kuruyorduk… Burası bir paylaşım merkezi olsun, servis değişimleri burada gerçekleşsin, grup çalışmaları burada yapılsın, isteyen istediği zaman gelip zaman merkezi panosunda “şu an zaman merkezinde şunu yapıyorum” yazabilsin isteyen de bu çalışmalara katılabilsin. Yani orası Zumbara topluluğunun mekanı olsun, bizim olsun.
Neler mi yapmadık bu zaman merkezi hayalini gerçekleştirmek için. Belediyelerle görüştük, farklı kurumlarla iletişime geçtik, proje mi yazsak dedik, sonra baktık olmuyor bir hayırsever beklemeye koyulduk. Heyecanla duyururuz ki hayırsever yine içimizden çıktı. Ne de olsa bir Zumbaralının halinden yine bir Zumbaralı anlar!

Bir mekan düşünün, olabilecek en merkezi yerde: Tünel meydanında, bir yazlık, bir de kışlık mekanı var. Yazlık mekan sokağa açılıyor, kışlık mekan aynı binanın bir üst katında.

Diyoruz ki Ocak ayı etkinliğimiz de bu olsun. Hep beraber toplanıp, zaman merkezimizi kurmaya gidelim. Önce bakımını yapalım, temizleyelim, güzelleştirelim. Kim hangi eşyalarla katkıda bulunmak istiyorsa, zaman merkezine onları getirsin. Biz bir temel ihtiyaç listesi hazırlıyoruz, yakında etkinlik oluşturup sizinle paylaşacağız. Listedekileri karşılayabilmek için desteğinize ihtiyacımız var.  Sizde yoksa belki etrafınızda hayırsever akrabalar, ev boşaltan arkadaşlar, evinizde kullanmadığınız eşyalar, mahallenizde sevdiğiniz bir elektrikçi vardır. Kim hangi ucundan tutabilirse, hangi eşyaları temin edebilirse bize haber versim. Ona göre biz de eksik kalanları bulmaya çalışalım.  Organize olalım, Zaman Merkezimizi kuralım.
Duyduk duymadık demeyin zaman merkezi açılıyooor!

Teknolojinin sosyal değişim odaklı kullanımı giderek artıyor.  Fiziksel olarak farklı mekanlarda bulunuyor da olsak, farklı dilleri konuşuyor da olsak, inandığımız bir fikre destek verebilme ve içinde yer alabilme araçları var artık elimizde.  Bu, bireyin gözü önündeki sorumluluklarını daha iyi görebilmesini sağlamakla beraber,  bireyleri güçlü de hissettiriyor. Bu küçük davranış değişiklikleri yavaş yavaş başka türlü bir kültürü de beraberinde getiriyor: Birbirimize destek olma ve paylaşım kültürünü.

Bunun iyi örneklerinden olduğunu düşündüğümüz bir projeden bahsedelim istedik. Projenin adı Bir Silgi Bir Kalem. Desteğe ihtiyacı olan okullarla, destek olmak isteyenleri online bir platformda buluşturan bir proje.  Ne şekilde destek olmak istediğinizi projeleri inceleyerek kendiniz seçebiliyorsunuz. “Herşey bir silgi bir kalem ile başlar diyerek yola çıktık.  Küçük yardımlarla eğitim kalitesinde büyük farklar yaratabiliriz.  Her çocuğun iyi koşullarda eğitim görmeye hakkı var.” diyor proje ekibi.

Proje, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından destekleniyor ve maddi yardım almıyorlar. İhtiyaç duyulan ürünler öğretmenler tarafından sisteme giriliyor, bağışçılar tarafından satın alınıyor ve okullara gönderilip demirbaş olarak kayıt altına alınıyor. Amerika’da Oprah’ın tanıttığı donorschoose.org modelini Türkiye’ye uyarlanmış başarılı bir örneği.  ”Biz bize yeteriz” anlayışının başka bir yönden dillendirilmiş hali. Biz bu projeyi çok sevdik, www.birsilgibirkalem.org adresinden okulunuzu kayıt edebilirsiniz veya şimdiye kadar girilmiş projeleri inceleyebilirsiniz.

Bir Silgi Bir Kalem’i takip etmek için:

http://www.facebook.com/BirSilgiBirKalem

http://twitter.com/#!/1silgi1kalem

Dün ilk bölümünü yayınladığımızYes! Magazine’de İngilizce olarak yayınlanan, Amerika Zaman Bankalarının kurucusu, Columbia Hukuk Fakültesi Profesorü Edgar Cahn’ın yazısının devamı aşağıda. Bu yazı  Elif Ergin tarafından Zumbara‘da saat karşılığında çevrilmiştir.

Zaman Bankası girişimlerinin büyüklüğünü ve etkilerini dört örnekte açıklayabiliriz:

1. Chicago’nun en düşük performans gösteren 27 okulunda; 5. ve 6. sınıf öğrencileri bir okul sonrası programıyla 3. ve 4. sınıf öğrencilerine özel ders ve danışmanlık hizmeti verdi. Bu program sonucunda öğrencilerin okula katılımları arttı, notları yükseldi ve okulda daha az kavga ve kaba kuvvet olayına rastlandı. Araştırma öğrencilerin kendilerinden bir kaç yaş küçük öğrencilere özel ders vermesinin olumlu kazanımlar sağladığını belirlemiştir. Zaman bankasını kullanımını sürekli hale getirmek ve aileleri de bu oluşumla bütünleştirmek, bu programın kazandırdıklarını kanıtlamak için gereken bilgileri verir.

2. Son on yıldır Washington D.C’de gençler, şiddet içermeyen suçlardan yargılan yaşıtlarının yargılandığı, Zaman Doları Gençlik Mahkemesinde jürilik yapıp, karşılığında hizmet saati kazanıyorlar. Suçlular; toplum hizmeti, yaşam becerileri dersleri, özür mektubu yazma, bir makale yazma veye jüri görevi cezalarına çarptırılabilir. Suçların tekrarlanma oranı %10’dan azdır, Şehir Enstitüsü; geleneksel sistemle işleyen mahkemeler yerine Gençlik Mahkemesine gelen her bir suçlu sayesinde Bölge’nin 9.000 dolar tasarruf ettiğini tahmin ediyor.

3. Ulusal Topluma Dönüş Akademisi; hapishaneden çıktığında kişisel gelişim, eğitim veya hizmetle ilgilenen kişilerden oluşur. Toplum hizmetine örnek olarak; çocukları çetelerden koruyarak güvenli bir şekilde okula gidip gelmelerini sağlamak veya yaşadıkları müşterek mülkiyette gençlerin şiddetin azalmasına yardımcı olmaları verilebilir. Ulusal verilere göre, bir suçlunun hapisten çıkıp 3 yıl içinde yeniden suç işleme eğilimi %60 ile %70 arasında değişmektedir. Ulusal Topluma Dönüş Akademisi’nde bu oran 1.5 yıldır 0.

4. Montpelier,Vermont’ta; Olgunlaşma İdaresi bir çeşit zaman bankası olan ‘bakım bankasına’ yatırım yaptı. Yaşlı vatandaşlar kendileri veya aileleri “primleri” düzenli şekilde ödediğinde bakım ve destek alacaklarına dair güvenceye sahipler. Primler topluluktan veya diğer yaşlıların bakımlarından kazanılan zaman doları ile ödeniyor. Aslına bakılırsa, zaman bankalarını kullanan bu program sayesinde bir çeşit geniş aile meydane geliyor. Bu program sayesinde ne kadar tasarruf edildiğini belirlemek için henüz çok erken. Fakat yapılan son araştırmalar gösteriyor ki, evde bakım süreci hükümet tarafından kesintiye uğratılırsa, hastalar hastalığı önleyici bakım almayı geciktirmiş olacaklarından ya da geçiş dönemi bakımını almamış olduklarında tekrar hastaneye yatmaları gerekeceğinden hastane ücretleri artış gösterebilir.

Ayrıca zaman bankaları sistem günlüğünü tutmanın, takipte bulunmanın ve saat paylaşmanın daha kolay olacağı yeni bir yazılımla da destekleniyor. Açık-kaynak kodu ile yazılan site, kolayca kendilerine özel web sitesi açabilisinler diye zaman bankalarının hizmetinde. Bu açık kaynak versiyonu şu an biribirinden ayrı 200’ün üstünde zaman bankası tarafından kullanılmakta. Ve gelecek yıla kadar bu oluşum, akıllı telefonlarda ve tabletlerdeki yerini alarak bir zaman bankası ailene erişimi radikal bir şekilde geliştirecek.

Geliştiren Bir Araç

Yıllar içinde, zaman bankasının geçtiği aşamalara tanıklık ettim. Hangi aşama olursa olsun zaman bankası hep kişinin kendi  kendini güçlü hissedebilmesi ile ilgili oldu.

İlk aşama, komuşudan komşuya beceri paylaşımı ile ilgili. Genellikle birbirimize çok yakın ama bir o kadarda uzak yaşarız. Komşularımızın neler yapabildiğini, kime güvenebileceğimizi bilmeyiz. Zaman bankacılığı bize çevremizdeki bu geniş çaplı kapasiteyi keşfetmemizi sağlayan araçları sunar ve yapılanların tutulduğu ve diğerlerine aktarıldığı kayıt sistemi ile karşılıklı güvenmeyi mümkün kılar.

Zaman Bankası daha sonra ortak üretimi daha da hızlandıran bir aşamaya geldi. Bu aşamada sivil toplum örgütleri ve hizmet sektöründeki profesyoneller, hizmet ettikleri toplumun ve müşterilerinin, istenen sonuçları ortaya çıkarmada (zaman bankaları sayesinde) “ortak üretici” olabildiklerini gördüler. Bu; bir çok alanda çok büyük kurumsal değişime yol açabilir: çocuk gelişimi, ilk ve orta okul eğitimi, aile desteği, profesyonel çalışma, çocuk adaleti, yaşlı bakımı, şiddeti önleme, gazilerin tekrar kazanımı, hapishaneye tekrar girmeme. Bu değişim her gün başka bir alanda etkisini gösteriyor; sıradan paranın ötesinde ne gibi imkanların yattığını anladığımızda bir virüs gibi yayılabilir.

Şu anda üçüncü aşamaya tanıklık ediyoruz: Süreli bakım, ulaşım, ev tadilatı gibi hizmetler sunan küçük işletmeler oluşmakta. Bu işletmeler para ekonomisi ve toplum ekonomisi arasında bir köprü oluşturuyor.

Sonuç olarak, zaman bankaları umut ve imkan demektir. Ne piyasa değerinin, bizim değer kavramlarımızı tekeli altına almasına izin verilmeli, ne paranın varlığının, hayatımızda yapabileceklerimizi belirlemesine göz yumulmalıdır.

Yes! Magazine’de İngilizce olarak yayınlanan, Amerika Zaman Bankalarının kurucusu, Columbia Hukuk Fakültesi Profesorü Edgar Cahn’ın bu yazısı,  Elif Ergin tarafından Zumbara‘da saat karşılığında çevrilmiştir.

“Paraya erişim neden hayatımızda neler yapabileceğimizi belirliyor olsun ki? Zaman bankaları çoktan yola çıktı, hem de hiç tahmin edemeyeceğiniz şekillerde.”

Bundan 10 yıl önce Robert Wood Vakfı , zaman bankasının (insanların para yerine zaman ve yeteneklerini değiş tokuş ettiği bir sistem) uygulama zamanı gelmiş yayılması gereken bir fikir mi yoksa uygulama alanı kısıtlı ütopik bir kavram mı olduğunu tespit etmesi için NPR’dan Susan Dentzler’ı görevlendirdi. Dentzler’in yanıtı:

‘Zaman doları uzun vadede, rüzgar gülleri ve güneş panellerinin ülke enerjisine sağladığı katkı gibi bir katkı sağlar: basit,alışılmadık; kitlelerin ihtiyaçlarına cevap vermesi beklenemez fakat belli bir kesimin ihtiyaçlarına cevap vermek için oldukça asil bir yol. ’

10 yıl sonra, güneş panelleri ve rüzgar gülleri girişim alanından oldukça uzaklaşmış olsa da, zaman bankası nispeten küçük ölçekli bir çaba olarak varlığını sürdürüyor. Ancak bir çok sebepten ötürü, zaman bankası fikri çok daha benimsenebilir bir hale getirilebilir.

Neden Zaman Bankası?

İlk denemelerimizi bundan 25 yıl önce halkın kullanılmamış kapasitesini ve  karşılanmamış ihtiyaçlarını bir araya getirmemizi sağlayacak yeni bir para çeşidiyle gerçekleştirdik. Piyasa; sağlıklı nesiller yetiştirmek, güçlü aileler kurmak, komşuluk kavramını yaşatmak, çevreyi korumak, sosyal adaleti ve demokrasiyi geliştirmek gibi bir çok önemli çalışmayı değerlendirme veya ödüllendirmede başarısız olduğundan, insanların zamanına değer biçerken piyasa fiyatlandırmasından başka yollar kullanma ihtiyacını hissettik. Bu gibi çalışmaları şereflendirmenin, tescil etmenin ve ödüllendirmenin bir yolu mutlaka olmalı.

Wall Street’i İşgal Et hareketi ortaya çıkmadan uzun süre önce, Zaman Bankası hareketi daha adil ve daha kapsamlı bir ekonomik düzen adına kararlı bir tavır sergiledi. Biz doların yanı sıra, bir takım farklı değiş tokuş işlemleri oluşturabilen farklı bir para türünün var olabileceğini kanıtlamak istedik. İnandığımız şey bu farklı türdeki paranın, amansız çıkar arayışının  sebep olduğu negatif dışsallıkları önleyecek veya bunlara bir çare bulacak girişimlerde bulunarak pozitif bir toplum yaratacağıydı.

Zaman Bankacılığı parayı tekelleştirmeyi ve dolayısıyla değerini arttırmayı reddetmiş, bunun yerine başlangıçta ‘hizmet değişimi’ olarak adlandırılan yeni bir tür para yaratmıştır. Zaman Dolar’ı olarak bilinen bu oluşum daha sonra Birleşik Devletler’de yayılan şekli ile Zaman Bankası ismini almıştır. İçeriği basit: başka bir üyeye yapılan 1 saatlik yardımın karşılığında 1 saat kredi kazanılır, bu kredi başka bir 1 saatlik hizmetle takas edilebilir. 1,1’e eşittir. Matematik böyle. IRS (Amerikan Milli Gelirler İdaresi) sürekli olarak zaman bankalarının ticari takas kuruluşları olmadığını, bu yüzdende zaman değişiminin vergiye tabi gelir gibi algılanmaması gerektiğini ifade etmiştir.

25 yıllık deneme, öğrenme ve büyüme sürücenin adından, Birleşik Devletler’de hali hazırda 300 adet zaman bankası var. Bunların en küçüğü 15, en büyüğü 3.000 üyeye sahip. Günümüzde Amerika Birleşik Devletler’inde 30.000, Birleşik Krallıkta 30.000 ve bunlara ek olarak dünya gelelinde 34 ülkeye dağılmış 100.000 kişi zaman bankası bünyesindedir.

Neden Şimdi?

İşsizliğin sürekli olarak yüksek oranlarda seyretmesiyle, bir çok insan kabul görmüş işlere ve ödeneklere (maddi) artık erişemez durumda -ancak bu, o insanların yeteneklerinin boşa gidiceği anlamına gelmez. Halkın, özellikle de halkın düşük gelirli kesiminin ihtiyaçlarına yönelik şekillendirilen programlarda, bugüne dek insanların hiç kullanmadıkları kapasitelerinden artık fayda sağlayabilecekleri bir çok yol mevcut. Paranın zor bulunduğu şu günlerde, zaman bankası gibi yeni bir para biriminin ya da takas sisteminin gelmesi tam da ihtiyacımız olan şey olabilir.

Ekonominin mevcut durumu göze alındığında, zaman bankaları ilgili herkesin aklına gelen soru şu: Zaman Bankaları ekonomik durgunluğu atlatmamıza nasıl yardımcı olabilir?  Düşündüğünüzden çok daha fazla şekilde. Cevaplar farklı kategorilerde incelenebilir:

Bunların ilki, bütçeye doğrudan sağladığı rahatlama: İnsanlar ev tadilatı, bahçe işi, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, saç kesimi, ulaşım veya taşıma olanaklarını paylaşma gibi ihtiyaçlarını paranın adı bile geçmeden, yaşadıkları toplumun diğer bireyleri tarafından karşılayabilirler. Zaman bankaları paramız azalmaya başladığında ilk olarak kıstığımız sanat, dans dersi ve dil kursu gibi bir çok aktiviteye kesintisiz erişim sağlar.

Zaman bankasının ekonomiye bir diğer katkısı ise insanlar ve para ekonomisi arasında bir köprü görevi görmesidir. İnsanlar iş arayışında öz geçmişlerini hazırlarken, mülakat becerileri üzerine çalışırken, bilgisayar becerisi kazanırken ya da ulaşım ve çocuk bakımı gibi konularda yardım alırken zaman dolarını kullanırlar. Zaman doları ayrıca daha az sermayeye, daha çok emeğe dayanan küçük işletmeler ortaya çıkarır…

(Uzun olması sebebiyle yazıyı 2 bölüm halinde yayınlayacağız, devamını yarın buradan okuyabilirsiniz.)

Uzun zamandır istediğimiz İngilizce Masası uygulaması önümüzdeki hafta başlıyor!  Zumbara topluluğunda İngilizce öğrenmek isteyen birçok kişi, öğretmek veya pratik yapmak isteyen de bir o kadar kişi olunca artık odak noktasının İngilizce olduğu düzenli buluşmalar yaratmak da farz oldu. İngilizce masasının amacı, İngilizcesini geliştirmek isteyenleri biraraya getirerek pratik yapmaları için haftada 1 saat zaman ayırmalarını sağlamak. Seviyeniz ne olursa olsun, bu toplantılara katılabilirsiniz.

İngilizce masası buluşmalarında Harvard Üniversitesi’nde daha önce Türkçe masası buluşmalarını gerçekleştirmiş olan Hilal Orhanlı bizlere yardımcı olacak. Bu formu doldurursanız, gelen cevaplara göre düzenlemeleri yapacağız. Önümüzdeki hafta başlıyoruz!

Geri Dönüşüm Yüzüğü

Aralık 27, 2011

Ben Kardelen, ve yine karşınıza basit malzemelerle yapabilceğiniz bir aksesuarla çıkıyorum.
Bu sefer konumuz yüzük yapımı. İsterseniz bir düğmeyi yüzüye çevirebilirsiniz, isterseniz gazoz kapağı kullanarak daha yaratıcı bir şeyler yapabilirsiniz, ben size ikisini de anlatacağım.
Malzemeler:


-> Tel. Boncuk satan yerlerden bulmanız mümkün, belki evde bir kablonun içini soyarak bile gerekli teli elde edebilirsiniz.
-> Japon yapıştırıcısı
-> Düğme ya da gazoz kapağı
-> Gazoz kapağı kullanıyorsanız eğer, bir tarafı yapışkanlı şeffaf kap kağıdı, içine koyacak bir fotoğraf ya da çizim, uhu ya da silikon
-> Dikiş ipi, tercihen naylon ip (kopmaması açısından)
-> Ve elbette bir de makas.

Nasıl Yapıyoruz?
İlk olarak telimizi alıp yüzüğü takmayı düşündüğümüz parmağımızın çevresine doluyoruz bir kaç tur, eğilip bükülmeyeceğine inanana kadar. Eğer hediyeyi başkasına yapıyorsanız o kişinin orta parmağını hedef alarak kendi parmağınızla ayarlamayı deneyebilirsiniz. Orta parmağına olmazsa bir küçük parmak olan yüzük parmağı ya da bir büyük olan işaret parmağı gibi B planı seçenekleriniz olmuş olur. Parmağımız etrafında doladıktan sonra telin iki ucunu da kendi çevresinde dolandırıyoruz ki teller birbirlerinden uzaklaşmasınlar, bir arada dursunlar.


İkinci olarak, eğer düğme ile yapıyorsak süper, kendinden delikleri vardır ve dikiş ipini düğmenin deliklerinden, yüzüğün de içinden geçirerek ikisini birbirine bağlayabiliriz. Bir kaç tur fazladan atın ki bir yere takılırsa kopup düşmesin. Ama eğer düğme ile yapmıyorsanız, ve gazoz kapağı ile yapmaya karar vermişseniz, kapağa iki minik delik açmanız gerekecektir. Ben bu delikleri matkap ile açtım. Önce kapağın üzerine bir çivi koyup çekiçle bir iki darbe vurup yer yaptım kapakta iki tane, sonra da matkapla deldim oraları. (Daha doğrusu sağolsun babam deldi, ben matkaplardan korkuyorum da biraz). Eğer sizin matkapla delme gibi bir olanağınız yoksa ince bir çivi ve çekiç ile şansınızı deneyebilirsiniz. O da olmazsa, ve illaki gazoz kapağı ile yapmak istiyorsanız, doğrudan japon yapıştırıcısıyla tele tutturmayı deneyebilirsiniz. Ben denemedim, dayanıklılığını bilmiyorum. Şimdi aynen gazoz kapağımızı da düğmeyi anlattığım gibi sabitliyoruz iple tele. (İpi iğneye geçirip bağlamanızı tavsiye ederim, daha pratik oluyor). Sabitledikten sonra da üzerine bir iki damla japon yapıştırıcısı damlatıyoruz, böylece ipin açılmasını ya da düğmenin/kapağın üzerinde oynamasını engelliyoruz, sabitliyoruz.


Eğer gazoz kapağı seçtiyseniz şimdi sıra içini hazırlamakta. Eğer düğme seçtiyseniz zaten güle güle kullanın, işiniz çoktan bitti. Eğer yetersiz geldiyse etrafına ip, yün yapıştırarak, ya da üzerinden simli boya ile geçerek süslemeyi de deneyebilirsiniz. Sizin yeteneğinize kalmış. Kapaktan devam edecek olursak, ben bu işe bugün giriştiğimden fotoğraf bastıracak imkanım olmadı, kendim çizdim geri dönüşüm işaretini. Ama sizler bastırırsanız daha muntazam olur elbette. Kağıdı yapıştırmadan önce bir tarafı yapışkanlı şeffaf kap kağıdı ile kaplayalım ki elimizdeyken ıslanırsa biraz daha korunaklı olsun yüzük.


Kapladıktan sonra da kapağımızın içerisine yapıştırıyoruz, ister uhu ister silikon ile, kurumaya bırakıyoruz. Ben ilk uhu kullandım, tutmadı, sonra silikon kullandım. Tıpkı uhu tüpü gibi tüpte silikon bulmak mümkün. Ben onları kullanıyorum.


İşte yüzüğümüz de bu şekilde, umarım beğenmişsinizdir. Güle güle kullanın.

Hediyeyi güzel yapan kendinden bir şey katmaktır.

Kardelen

#saatoldu2012

Aralık 26, 2011

Hepimizi yeni yıl telaşı almış durumda. Artık gelecek yıl için planlar yapmaya başlar olduk kimilerimiz, kimilerimiz hayal kurup olmasını istediklerimizi dizmeye başladık, niyetlerimizi yazdık hatta. Bu yıl Zumbara #saatoldu2012 hashtag’i ile yeni bir kampanya başlatıyor ve sizin yapmak istediklerinizi değil de, başkalarının yapmalarını istediklerinizi tweet ediyorsunuz. Böylece başkaları da sizin isteklerinizi görerek sizi mutlu etmek için kendilerini düzenleyebilirler. Eğer yeni yıl isteklerinizi Zumbara da istiyor olursa, isteklerinizi RT ederek kendi takipçilerimizle de paylaşıp sesimizi daha çok kişiye duyurmak isteriz.
Örnek tweetler:
  • “#saatoldu2012 insanlar hala kullanmadıkları muslukları açık bırakıyorlar, temiz su boşa akıyor. İnsanların bu yıl küresel ısınma konusunda daha bilinçli olmalarını istiyorum.”
  • “#saatoldu2012 @BeynimKonusuyor hala sigarayı bırakmadı, yeni yıla girerken artık daha sağlıklı bir insan olmasını istiyorum.”
  • “#saatoldu2012 ve hala dünyada ırkçılık yapılıyor, hepimizin barış içerisinde yaşadığı bir dünya istiyorum.”
  • “#saatoldu2012 @örnekbirtwitteraccountuuydurdum seni çok seviyorum ve bu yılı da seninle geçirmek istiyorum.”
Artık daha güzel tweetler sizlerin hayal gücüne kalmış durumda.
Hepinize güzel bir yeni yıl dileriz, her yılınızın bir öncekinden daha güzel olması dileğiyle.
Sevgi ve huzurla kalın, Zumbara Ekibi

Zumbara Ekibi Büyüyor

Aralık 24, 2011

İsmim Kardelen. Boş zamanım diye adlandırdığım zaman dilimi, yapmam gerekenlerden geriye kalan kısımdır, ama hiç bir zaman boş değildir. Çalışmam gereken derslerim ve yapmam gereken diğer işler bitip de elimde “boş zaman”ım kaldığında sürekli kendime faydalı işler yapmaya çalışırım. Bunlar gerek internetten belgesel izlemek olabilir, gerek etaminden iPod kılıfı, ya da arkadaşıma doğum günü hediyesi kitap arası yapmak olabilir. Sürekli bir şeyler okuyup öğrenmeyi severim, ders çalışmaya mola verdiğimde kitap okumaya geçerim, kitap okumaya mola verdim mi takı yaparım, ama asla boş durmak istemem. Kısaca lafı şuraya getirmek istiyorum, ben bu sebeplerden dolayı Zumbaraya katıldım. Aldığım mailden sonra Zumbara sitesine kayıt oldum ve adeta aşık oldum kendisine. Ben öğrenci halimle “Nasıl ucuza yoga öğrenebilirim?” “Resim yapmayı kitaptan öğrenmek çok mu zor olur?” gibi sorularla boğuşurken bu site bana matematik derslerinde öğretilmeyen ama derste öğretilenlerden çok daha değerli bir denklem sundu:

1=1

Ben insanlara yardım ettikçe insanlar da bana yardım edecekmiş. Ben onlara fotoğraf çekmeyi öğretecekmişim karşılığında da üç top çevirmeyi öğrenecekmişim. Ya da İngilizcelerini geliştirmelerine yardımcı olunca biri de bana Japon kılıç sanatını anlatacakmış. Ben ne kadar zamanımı verirsem, ben de o kadar zaman alacakmış.

Mükemmel!

Şimdi ben de Zumbarayla birlikte çalışıyorum. Böyle bir oluşumun parçası olmaktan da mutluluk duyuyorum. Özellikle twitter ile ilgileniyorum (@zumbaradan) ama genel olarak da sürekli aklımın bir köşesinde Zumbara. Nasıl hep beraber daha güzel bir hale getirebiliriz Zumbarayı diye düşünüyorum. Sürekli arkadaşlarıma öneriyorum, yakında kimleri Zumbaralı yapacağımı aklımda listeliyorum, tanımadığım insanların eskrim yaptığını öğrendiğimde ya da ingilizcelerini geliştirmeye çalıştıklarını duyduğumda doğrudan sitenin adresini en yakın kağıt parçasına yazıyorum. Mutluluk paylaştıkça çoğalır diyoruz ya, Zumbara da paylaştıkça güzelleşir aynı şekilde.

Sizlerle beraber bu güzel siteyi paylaşmaktan çok mutluyum, benimle iletişime geçmeyi dileyeniniz olursa buyrun Zumbara profilim burada.

Hepinize huzur ve mutluluk diliyorum.

Tanıştığıma çok memnun oldum.

Kardelen Ergin


 

Geçen cumartesi toplandık, Zumbara topluluğuyla beraber zaman bankası fikri ve zumbaranın daha fazla neler yapabileceği üzerine konuştuk. Bunu yaparken de açık alan teknolojisi denilen bir yöntem uyguladık. Bu yönteme göre topluluktaki kişiler konuşmak istedikleri konuları belirliyorlar, başlıkları yazıyoruz. Daha sonra tüm katılımcılara hangi başlıklara katılmak istediklerini soruyoruz, katılımcısız kalan başlıklar kapanıyor. Bizim başlıklarımız  ve konuştuklarımız aşağıda. Tabi her zaman başlık sınırları içerisinde de kalmadık, konuştukça başka yerlere vardık. Aşağıda bir özet yapalım dedik, eksik kalan yerler olursa katılanlardan katkılarını bekleriz. Bunun dışında ben şurada şunu yapabilirim dediğiniz başlıklar olursa da duymayı çok ama çok isteriz:

1. 1=1(midir?): Herkesin bir saatinin birbirine eşit olması zumbaranın en temel ilkesi. Ancak “böyle şey olur mu” diyenlerin sayısı da az değil. Önce 1=1 ilkesi üzerine konuştuk daha sonra bunun nasıl daha fazla kişi tarafından kabul görmesini sağlarız diye düşündük. 1=1′i vurgulayan kısa videolar çekelim, herkes teker teker 1 cümleyle neden kendisi için 1=1 olduğunu söylesin dedik. Bu videoları topluluktan da isteyebiliriz, herkes çektiği videoyu bize gönderir, biz yayınlarız diye düşündük.  Zumbaranın hep birşeyler söylüyor olması değil, zumbaracıların diğer kişilere birşey anlatıyor olması en iyisi dedik.

2. Sistemdeki servisler üzerine- girdiğimiz servislere nasıl ilgi çekebiliriz? : Zumbarada birçok servis bulunuyor, bu servisler nasıl servis değişimine dönüşür, ben ne verebilirim ki diye düşününenlere nasıl ilham verebiliriz diye konuştuk.  Dedik ki, kolay ama ilk anda akla gelmeyen servislerle ilham verelim. Mesela kravat bağlamak. Çok kolay ancak bazıları için de bir o kadar zor. Bu kadar basit şeyleri bile zumbarada veriyor olabilirsin mesajını verelim dedik. Aldığımız servisleri başkalarına vermek nasıl olur diye düşündük, mesela saç renklendirme öğrendim, bunu servis olarak topluluğa ben de sunsam güzel olmaz mı diye düşündük – usta çırak ilişkisi kurabiliriz dedik.  Bir başka konu da “uzun sürecek servislerin devamlılığı nasıl sağlanır” idi: İngilizce öğrenmek isteyen bir kişinin, öğretecek kişiye örneğin gitar öğretebiliyor olması gerekiyor, yani uzun sürecek servisler için bir karşılıklılık ilişkisi kurmak gerekiyor. Bunun dışında, bazı dokümanlar da saat karşılığı sunulabilir dedik, elimde şirket kurulumu için hazırladığım bir doküman var, karşılığı 1 saat.. gibi.  Zumbarada zumbara danışmanlığı hizmeti sunulabilir dedik, yeni gelenlere zumbara nedir,  ne verebilirsin, ne almak istersin’e dair zumbara danışmanlığı hizmeti sunulabilir diye düşündük.

3. Servis değişimleri için mekanlar: Ev dışında nerelerde buluşabiliriz, bu mekanları nasıl kullanabiliriz diye konuşmaya başladık sonra bir baktık başka yerlere gitmişiz. Atıl durumdaki yerlerle konuşabiliriz diye düşündük, kütüphaneler, tiyatrolar, öğle saatlerinde barlar servis değişimi yerleri olabilir. Alışveriş merkezlerinde flashmoblar yapabiliriz, bazı menülere bu yemeği beğendiyseniz şef size öğretiyor, ücreti 1 saat şeklinde topluluğun zumbarayı başka yerlere taşımasını teşvik edebiliriz dedik. Mağaza ve sanat galerinde vitrinlerde zumbara servislerini tanıtabiliriz, mesela birisi vitrinde yoga yapıyor, ücreti 1 saat yazıyor veya vitrinde birisi dikiş öğretiyor, ücreti 1 saat şeklinde kendi ekonomimizi vitrinlere taşıyabiliriz.

Buradaki fikirlerden hayata geçirmek istediğiniz birşeyler olursa heyecanla bekleriz. Bunun dışında, toplantıda başlık olarak açamadık ama bir ödüllendirme sistemi olmalı diye düşünüyoruz. Davetiyelerinin hepsini gönderen, aktif olarak sürekli servis değişimi yapan zumbaralılar için bir ödüllendirme olsa. Ama ne şekilde, ne tür bir ödülle.. Fikirlerinizi bekleriz!

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 226 other followers